Menu

İlim Hizmet Araştırma Merkezi

Yüzyılın İslam Kültür Hizmeti Ödülleri Sahiplerini Buldu.

“Yüzyılın İslam Kültür Hizmeti, Onur ve Hizmet Ödülleri” İstanbul’da gerçekleşen görkemli bir törenle sahiplerini buldu.

Haliç Kongre Merkezi’nde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Emrullah İşler ve Diyanet İşleri Başkanı ve Vakfımız Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in de iştirakiyle gerçekleşen programa çok sayıda ilim adamı katıldı.

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfının prestij eserleri olarak kabul edilen, 2 bin ilim adamının otuz yıl süren çalışmalarıyla nihayete eren ‘İslam Ansiklopedisi’, yüz hadis hocasının on yılda hazırladığı ‘Hadislerle İslam’ve sekiz yılda hazırlanan ‘İstanbul Kadı Sicilleri’ adlı üç dev eserin oluşmasında büyük çaba ve gayretleri olan değerli ilim adamlarına ödüllerini Başbakan Erdoğan takdim etti.

Programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı ve Vakfımız Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, bugünün bir iftihar günü olduğunu kaydederek, “Bugün hem Diyanet İşleri Başkanlığımızın, Türkiye Diyanet Vakfımızın, İslâm Araştırmaları Merkezimizin, hem de bilgi, kültür, düşünce ve medeniyet dünyamızın müstesna bir sevinç ve iftihar günüdür. Bugün “Yüzyılın İslâm Kültür Hizmeti” başlığını hak eden Türkiye’nin ilim ve hikmet birikimini dünyaya takdim edecek her biri on yılları bulan emek ve göz nuru ile hazırlanan üç büyük eseri takdim etmekten büyük bir onur duyuyoruz.” dedi.

Eserler hakkında bilgi veren Başkan Görmez, şunları söyledi;

“İslam Ansiklopedisi, dini bilgi tarihimizde bir ba’su ba’de’l-mevttir…”

Birincisi otuz yılı aşkın bir emekle ortaya çıkan İslâm Ansiklopedisidir. Bu eser dini bilgi tarihimizde bir ba’su ba’de’l-mevttir. Büyük bir imanla, bir cesaretle bu işe öncü olanlar her şeyin ötesinde büyük bir takdiri ve şükranı hak etmektedirler. Zira onlar, sorumluluk sahibi âlimlerimiz, bilge öncülerimiz, hocalarımız gelenekle irtibatımızı soğutmadan, var olan gelişme seyrimizi sekteye uğratmadan önlem aldılar. Onlar oryantalist tasavvurun bilgi envanterimizi dönüştüren gayretini fark ettiler. Onlar medeniyet ırmağımızın kesintiye uğramasına razı olmadılar. Pek çoklarına hayal olarak görülebilen bir iş ve işlemin bugün gerçekleşmiş olması, bugün bize hem bu ansiklopediyi kazandırmış, hem de bu ansiklopedi bu süreç içerisinde akademik bir kadronun yetişmesine katkı yapmıştır. Ayrıca yine bu ansiklopedi vesilesiyle bugün büyük bir araştırma merkezi haline gelen İSAM vücut bulmuş ve tüm ilim çevrelerinin, araştırmacıların ve akademisyenlerin takdirini kazanmış olan kütüphanesi ile hizmete devam etmektedir. Bugün burada bu anlamlı toplantıda bir arada olmanın mutluluğunu yaşarken, özellikle İslam Ansiklopedisi’nin gerek tasarlanmasında, gerek yazılmasında ve gerekse her türlü emeğiyle başından beri katkısı bulunan, geçen bu seneler zarfında rahmet-i Rahmana kavuşan herkese Allah’tan rahmet diliyor, hayatta olanlara hayırlı uzun ömürler vermesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

İslâm Ansiklopedisi bir medeniyet projesidir. Merhum Cemil Meriç der ki, “Ansiklopediler medeniyetlerin defter-i a’mâlidir, amel defteridir. Bu amel defteri Türkiye’nin birikimidir. İslâm Ansiklopedisi bir mektep hüviyeti kazanmış, eserin gerek hazırlık gerekse telif sürecinde bu projeye ilmi mesai ve teknik bilgi açısından katkı sağlayanlar bir taraftan kendilerini yetiştirmeye çalışmışlar, diğer taraftan da başkalarının yetişmelerine gayret göstermişlerdir.

“İslam Ansiklopedisi’nin en büyük başarısı, akademik dünyaya yeni bir vizyon kazandırmış olmasıdır…”

İslam Ansiklopedisi’nin en büyük başarısı, akademik dünyaya yeni bir vizyon kazandırmış olması, bundan sonraki projeler için araştırmacılara özgüven ve cesaret telkin etmesidir. Türkiye’nin ilim çevreleri bu eserle birlikte akademik rüştünü de ispat etmiş oldu. Ansiklopedi, İslami ilimlerin yanı sıra edebiyat, tarih, felsefe gibi sosyal bilimler alanlarındaki çalışmalara belli bir standart kazandırdı. Yoğun mesailerin harcandığı bu emek mahsulü çalışmanın; önümüzdeki süreçte gözden geçirilip güncellendiği takdirde çok daha faydalı bir başvuru kaynağı haline geleceği şüphesizdir. Bu mesai, gelecek nesillerin özverili çalışmalarına bağlıdır.

İslami ilimlerin ülkemizde gösterdiği gelişme ve başta ilahiyat olmak üzere ilgili diğer branşlara mensup akademisyenlerin bilgi ve kültür ufuklarının derinliğinin bir göstergesi olan bu ansiklopedi, İslam’ın çağdaş dünya ile yüzleşmesinde ve insanlığa yeni bir ufuk açmasında ihtiyaç duyulan Müslüman entelektüeller ve ilim adamları kuşağının yetişmesine önemli katkılar sağlayacaktır.

“Milli, dini ve kültürel açıdan birçok farklı unsuru bünyesinde barındıran ülkemizin, kültür ayağını oluşturan unsurların en önemlilerinden birinin de İslam Ansiklopedisi olacağı aşikârdır…”

Milli, dini ve kültürel açıdan birçok farklı unsuru uzun süre başarıyla bünyesinde barındıran Osmanlı tecrübesine sahip olan ülkemizin, dünyaya açılım sürecinde son yıllarda büyük kazanımlar elde ettiğini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Bu açılımın kültür ayağını oluşturan unsurların en önemlilerinden birinin de İslam Ansiklopedisi olacağı aşikârdır. Ancak ülkemizin Osmanlı’dan tevarüs ettiği tarihi birikim dikkate alındığında ilahiyat alanında sahip olduğu köklü ilim geleneğinin ne yazık ki yerel sınırları aşarak bütün dünyaya hitap ettiğini söylememiz zordur. İlahiyat alanındaki akademisyenlerimizin İngilizce ve Arapça telif konusunda tam olarak arzu edilen seviyeye ulaşmamaları sebebiyle gerek Batı gerekse İslam dünyası bizim araştırmalarımızla tanışma fırsatı bulamadı. Bu bakımdan Türkiye’nin İslami ilimler alanındaki mevcut birikiminin dünyaya açılmasında İslam Ansiklopedisi’nin diğer dillere çevirilerinin anahtar rol oynayacağı kanaatindeyim.

“Hadislerle İslam’ın kökeni 1925’e dayanır…”

Bugün ilim dünyasına takdim ettiğimiz ikinci eser “Hadislerle İslâm’dır. Aslında “Hadislerle İslâm’ın Cumhuriyet tarihinde önemli bir serüveni vardır. Tarih 21 Şubat 1925. Kuruluşunun henüz ikinci yılında Diyanet İşleri Reisliğinin bütçesi TBMM’de görüşülmektedir. İlmiyeden Eskişehir Mebusu ve aynı zamanda Şeriyye ve Evkaf Vekili Abdullah Azmi Efendi ve 53 arkadaşı meclis gündemine bir önerge taşırlar. Önerge Kur’an’ın âsân bir lisan ile Türkçemize tercüme ve tefsirinin yapılmasını ve bu iş için Diyanet’in bütçesine bir ödenek konulmasını, Riyasetin bu önemli vazife ile tavzif edilmesini teklif eder. Teklif oy birliğiyle kabul edilir.

Tarih 22 Şubat 1925. Bir gün sonra Karesi Mebusu Ali Sururi Bey, “Kur’an-ı Mübin’in tam bir istifade husule gelmesi için Ehâdis-i Şerife’den Kütüb-i Müsellemden hiç olmazsa Buhari-yi Şerif ve Müslim-i Şerif tercüme edilmelidir” der. Denizli Mebusu Mazhar Müfid Bey, “Her Müslümanın elinde Kur’an’ın iyi bir tercümesi ile Ehâdis-i Nebeviyye’yi cami iyi bir külliyat bulunsun” der. Bunun üzerine aynı heyet asrın mesailinin dikkate alarak konulu bir hadis külliyatının hazırlanması için ikinci bir önerge verir ve bu önerge de oy birliğiyle kabul edilir.

Kararın akabinde Diyanet İşleri Riyaseti bu iki büyük vazifeyi deruhte edecek ehil insanları tespit için uzun bir uğraş verir. Ve sonunda Elmalılı Hamdi Efendi’ye Kur’an Tefsiri, Mehmet Akif Ersoy’a da Kur’an Meali vazifesi tevdi edilir. Hadis konusunda ise Dârulfünun Müderrislerinden Babanzâde Ahmed Naim Efendi’ye görev verilir. Babanzâde Ahmed Naim Efendi, mecliste alınan kararda tarif edilen eser yerine, şartlar elvermediği için Buhari’nin Muhtasarı, hala önemli ve bir muhalled eser olan Tecrid-i Sarihi tercüme ve şerh eder. Ancak üçüncü ciltte ebedi hayata irtihal edecek ve yerine Kamil Miras merhum devam edecek, 1947 yılında tamamlayacaktır.

İşte “Hadislerle İslâm” bu kararın mütemmim cüzü olarak ortaya çıkmış ve halkımızın istifadesine sunulmuştur. Aslında Başkanlığımız Konulu Hadis Projesi başlığı altında bir çalışma başlatmış ve bu eser bu projenin sadece ilk adımı olmuştur. Bunu takip eden yeni eserler olacaktır. Muhammed İkbal’in ifadesiyle İslâm Peygamberi eski dünya ile yenidünyanın ortasında bir yerde durmaktadır. O getirdiği mesajın kaynağı bakımından eski dünyaya ait olabilir. Ancak getirdiği mesajın ruhu bakımından geleceğe aittir. İşte “Hadislerle İslâm”, Efendimizin geleceği ait mesajlarının ruhunu günümüz insanına sade ve anlaşılır bir dille anlatmayı hedeflemiştir. Yakında bütün camilerimizde ders kitabı olarak okunmaya başlayacaktır.

“Hiçbir Kütüphane İslâm Ansiklopedisiz Kalmasın…”

Bugün tamamladığımız üçüncü eser ise İstanbul Kadı Sicillerinin 40 defterlik neşridir. Bu eser de hukuk sosyolojisi, tarih, antropoloji gibi pek çok alanda araştırmalar yapan bilim adamlarına önemli bir kaynaktır.

Bugün İslâm dünyasında dini metinleri maksadından uzak bir şekilde lafızcı ve hayatın gerçeklerinden soyutlayarak anlayan, nasları birer slogan şeklinde okuyarak kendisini hakikatin yegâne temsilcisi gibi gören anlayışlara ne yazık ki rastlanabilmektedir. Bilgi ve hikmetten mahrum dini anlayışların hazin sonuçlara sebebiyet verdikleri de maalesef görülmektedir. Tarihimizden bize intikal eden müktesebatı özümseyerek bugünümüzü imar edebilecek, karşı karşıya kaldığımız meydan okumalara cevap verebilecek ve geleceğimizi inşa edebilecek nitelikli insan kaynağına olan ihtiyaç dikkate alındığında Müslümanlar olarak kendi âlimlerimize kazandıracağımız ufuk ve perspektifin oluşmasında Hadislerle İslam ve İslam Ansiklopedisi türündeki eserlerin büyük önemi vardır. Öte yandan zengin ilmî ve kültürel mirasımızı geleceğe taşıma bakımından önemli bir yapı taşı konumunda olan İslam Ansiklopedisi, genç kuşakların tarih, kimlik ve aidiyet bilincini psikolojik bir özgüvenle geliştirmesine de katkı sağlayacaktır.

Bugün gururla ifade edebiliriz ki milletimizin desteği ile ülkemizin her köşesinde ve yurtdışında dini, sosyal ve kültürel hizmetlerini aralıksız sürdüren Türkiye Diyanet Vakfı’nın medar-ı iftiharı olan İslam Ansiklopedisi, bir neslin yoğun tefekkürü ve göz nuruyla İslam ilim, irfan ve medeniyet birikimini günümüze taşıyan ve gelecek nesillere aktaran kalıcı bir değer özelliği taşımaktadır.

Bugün bir taraftan “Hiçbir Kütüphane İslâm Ansiklopedisiz Kalmasın” kampanyasını başlatırken diğer taraftan hızlı erişimi sağlamak için dijital ortama aktarılmış versiyonu da bugün hizmete girecektir.

Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Emrullah İşler…

“ İlim adamları ve gönül mimarları, milletleri ayakta tutan mihenk taşlarıdır…”

Bugün burada, yarına iz bırakan hak ve hakikat önderlerinin bir araya geldiği tarihi bir toplantıya şahitlik ediyoruz. İlim adamları ve gönül mimarları, milletleri ayakta tutan mihenk taşları alimlerdir, ariflerdir, bilginlerdir. Onların yolunda gitmek hakkın, hakikatin peşinden gitmektir. Kur’an’ı Kerim birçok yerde ilmin önemine vurgu yapar, bizleri öğrenmeye teşvik eder. Efendimiz ilmi tavsiye eden hadisleriyle toplumun ilim faaliyeti içinde olmasını istemiştir. Herkes gücü nispetinde ilim seferberliğine katılmalıdır.

Günümüzde İslam dünyası zorlu bir süreçten geçmektedir. Bugün İslam dünyası mezhepçilik ve meşrepçilik fitnesiyle karşı karşıyadır. İnsanı yücelten anlayışların öğrenilmesine ihtiyacımız var. Bugün dünyanın batı yakasında islamofobia yerleştirilmeye çalışılıyor insanların kalplerine İslam korkusu yerleştirilmeye çalışıyor. Toplumda sağlıklı bir bilgi ve doğru bir ilim için ilim adamlarına büyük ihtiyaç vardır. Bugün tanıttığımız bu eserler ufuk açıcı yol gösterici büyük eserlerdir.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan…

“Medeniyetin özü aşk ve o aşktan hasıl olan ilimdir…”

Bugün burada otuz yıllık bir çalışmanın ürünü 44 ciltlik İslam ansiklopedisinin tamamlanması şerefini gururunu hep birlikte yaşıyoruz. Yol yapmak, köprü yapmak, hastaneler kurmak, sağlam konutlar, okullar inşa etmek son derece önemlidir. Barajlar, enerji santralleri, gemiler, uçaklar, denizaltılar, aktif barışçı politikalar üretmek son derece mühimdir. Bunları yaparak büyük ve güçlü bir ülke inşa edebilirsiniz ama asla sadece bunları yaparak medeniyet inşa edemezsiniz. Medeniyetin özü beton, taş, kum değildir. Güçlü silahlar değildir. Medeniyetin özü tek başına insan da değildir. Medeniyetin özü aşktır. O aşktan hasıl olan ilimdir. Bugün bu salonda medeniyetin özü olan aşkın ve ilmin müşahhas hale gelmiş haline şahitlik ediyoruz. Ülkemiz, milletimiz ve insanlık için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu eserin vücuda gelmesinde emeği olan herkese, her kurum ve kuruluşa teşekkür ediyorum.

“İslam Ansiklopedisi bir sevgi, aşk ve ilim medeniyetinin 1435 yıllık serencamıdır…”

Her eser, her kitap değerlidir ancak İslam ansiklopedisi sadece bir kitap değil, kadim tarihimize ışık tutan bir eserdir. Bir sevgi aşk ve ilim medeniyetinin 1435 yıllık serencamını ihtiva ediyor. Her şey bir mağarada alemlerin efendisine gelen ‘oku’ emriyle başladı. O ilk ilahi mesajla Hz. Peygamber ve onun vasıtasıyla bizler önemli bir gerçekle tanışma bahtiyarlığına erdik. İlim okuma yazmayla değil kalple gönülle kazanılan bir değerdir. Bu 44 ciltlik eser okuma yazma bilmeyen ümmi bir peygamberin kalplere nakşettiği ilmin bir eseridir.

“İlim bizim medeniyetimizde aklın ibadeti olarak görülmüştür…”

İlim bizim medeniyetimizde aklın ibadeti olarak görülmüştür. İlim ve bilim, alim ve bilgin aynı kavramlar değildir. İlim en başta eşyanın hakikatini tespit etmeye çalışmaktır. Çok okuması bir kişinin onun alim olduğu anlamına gelmez. İlim en başta kendini bilmektir. Marifet olmadan ilim, ilim olmadan irfan olmaz. Kişi kendini bilirse rabbini bilir rabbini bilen eşyanın hakikatini öğrenmeyi gaye edinir. Marifet yoksa, kendini bilme yoksa ilimde yoktur. Bilgi kişiyi hikmete taşımıyor, insanın kalbine gönlüne hitap etmiyor. Kişiyi halden hale çevirmiyorsa o ilim değildir olsa olsa malumattır. Bu eser harflerin, ciltlerin, mürekkeplerin ötesindedir. Bu eserde ilim, aşk, eşyanın hakikatini bilme gayesi öne çıkıyor. Bir medeniyet muhayyilesi öne çıkıyor.

“Asırlar boyunca devam eden ilmi çalışmalar, yazılan her kitap bir tek kitabın daha iyi anlaşılması içindir…”

Tarihimizle her zaman gurur duyduk. Ve duyuyoruz ama asıl gurur duyacağımız bu eser ve ilmi eserlerimizdir. Asırlarca yapılan nice yollar bozuldu, imar edilen şehirler harabeye döndü ama bir medeniyetin birikimi olan bu eserler bugünlere kadar ulaştı. Asırlar boyunca da ilerleyecek her kitap bir tek kitabın daha iyi anlaşılması içindir. Bu eserler bizlere yol gösterecek, ışık tutacak. Allah emeklerinizi karşılıksız bırakmasın.

“İslam medeniyeti bir yazı medeniyetidir…”

İslam medeniyeti bir yazı medeniyetidir. Kalem medeniyetimizin en temel unsurudur. Kalem kılıçtan üstündür. Bağdat eşine rastlanmayan kütüphaneleriyle bilinir. Endülüs ilmin merkezi olmuştur. Diyarbakır’da bir milyonu aşan kitaba sahip kütüphaneyi barındırıyor.

“Kitapların yakılması, yok edilmesi medeniyet yürüyüşünü durduramaz…”

Moğollar İslam şehirlerini istila ettiklerinde kütüphaneleri ateşe vermiş eserleri yok etmişlerdir. Eşi olmayan nice kitaplar ve bir medeniyetin hafızası yok edilmek istendi. Yakın dönemde tek parti döneminde şehirlerin ortasında kitapların toplanıp yakıldığını dinledik. Kitapların yakılması müşahhas hafızasın yok edilmesi medeniyet yürüyüşünü durdurmadı. Kitaplar yakılsa yok olsa dahi medeniyetlerin hafızası silinmez, medeniyet yürüyüşü durmaz. İslam alimlerinin isimleri zikredilmeden tıbbın, kimyanın, fiziğin, astronominin tarihi yazılamaz. Biz tarihte yaptık, yine yaparız, çok daha iyisini yaparız. Bu vesileyle bu dev eserlerin meydana gelmesinde emeği geçen tüm hocalarımıza, çalışanlara, görevlilere teşekkür ediyorum.

Programa üç dev eserin meydana gelmesinde emeği geçen hocalar, ilim adamları, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı. 

kaynak : tdv