Menu

İlim Hizmet Araştırma Merkezi

Ürdün Yunus Emre Türk Kültür Derneğinde Ahmet Hamdi Çamlı ile Söyleşi

İlim Hizmet Araştırma Derneği bu yaz biz öğrencilerini Arapça dil eğitimi için Ürdün’e gönderdi. İstanbul İl Genel Meclis Üyeliği görevinde bulunmuş, 2009 Yerel Seçimlerinde Belediye Meclis üyesi olarak görev almış, 12 Haziran 2011 Genel Seçimlerinde de Belediye meclis üyeliği görevinden ayrılarak AKPARTİ İstanbul 2.Bölge Milletvekili adayı olan ve İlim Hizmet Araştırma Derneği (İHAM) yönetim kurulu başkan yardımcılığını halen devam ettiren Ahmet Hamdi Çamlı ağabeyimizle onun tecrübelerinden istifade etmek için Ürdün Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’ndeki iftarın ardından kısa bir röportaj yaptık. İstifadelerinize sunuyoruz.

-Selamun aleyküm önce sizi tanıyabilir miyiz?

Aslen Trabzon’un Of ilçesindenim. Daha sonraları ailem Adapazarı’na gelmiş ve 1940-1950’li yıllarda İstanbul Fatih İskenderpaşa’ya yerleşmişler. Doğma büyüme İstanbul’luyum, İskenderpaşa’lıyım.

Fatih İlköğretim Okulu ve İstanbul İmam-Hatip Lisesi mezunuyum. Açık öğretim İlahiyat okuyorum. 80’li yıllarda lisedeydim tam delikanlılık çağlarında dersten siyasi eylemlere kaçıyorduk bu yüzden üniversiteye hazırlanamadım. Daha sonra ilk olarak davranış bilimleri okudum şimdi ise İlahiyat okuyorum.

-Neden daha sonra İlahiyat okumak istediniz?

Allah “Ben sizi bana ibadet edesiniz diye yarattım.” buyuruyor. Rabbimizle -tâbiri caizse- direkt irtibata geçmemiz yani onun vahyini anlamamız gerekiyor. Bütün bu yollar da Arapça öğrenme ihtiyacına açılıyor. Şuan Amman’da kalıyorsak Arapçayı tam öğrenmek içindir. İlahiyat bizim ilk öğrenmemiz gereken alan ve yaşantımızın her alanını kapsıyor. Hubbu Rasulullah ve Hubbullah’ı öğreniyoruz.

-Neden Arapça öğrenmek istediniz?

Biz büyük bir medeniyetin çocuklarıyız. 751 yılında Orta Asya steplerinde at sırtında koşarken Moğollara karşı Araplar bize yardım etti ve onlarla tanışık sonra da İslam ile. Allah bize İslam’ın sancağını verdi ve tüm dünyada bu sancak dalgalandı dolayısıyla bu bizim üzerimize büyük sorumluluk yüklüyor. Salta gittiniz mi bilmiyorum ama orada yaklaşık 300 tane vatan evladının yattığı bir şehitliğimiz var. Buradan kilometrelerce uzaklıktaki İstanbul’u korumak için Çanakkale harbinde 250 bin vatan evladı şehit oldu. Onların içinde Ürdün Salt’tan kardeşlerimiz vardı. Niye korusun ki İstanbul’u, biliyor ki İstanbul’u korumak Kudüs’ü, Mekke’yi, Medine’yi korumak. Hatta cennet mekân Aliyaizzet Begoviç’in müthiş bir konuşması var: “Saraybosna’yı korumakta ki amacımız İstanbul’u korumaktır.” Burası İstanbul’un Osmanlı’nın kapısı olduğu için direndiler. 1915’te cihan harbini yaptık, İngilizleri geçirmedik. 13 milyon nüfus, ölen 250 bin kişi. Kadınları, yaşlıları, çocukları çıkarırsak 3 milyon içinden 250 bin şehit… İngiliz daha sonra elini kolunu sallayarak İstanbul’u işgal etti. 5 sene sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti ile anlaşmalar yaptı. Dediklerimizin harfiyen yapacaksınız dediler, dininizi, namusunuzu, haysiyetinizi, tarihinizi, onurunuzu vereceksiniz dediler. O ekipten de hiç biri itiraz etmedi. Eğer İngiliz İstanbul’da kalsaydı bizle uğraşmazdı. Bizden dinimizi, alfabemizi istemezdi. Bakın burada (Ürdün) kalmış, alfabe duruyor, başörtüsü duruyor. Burada İngiliz’den habersiz kuş uçmaz, birisi onlardan habersiz atanamaz. Örneğin “Bu kral da zavallı bir adam yani Şerif Hüseyin’in torununun torunu o adam da Osmanlı mebusuydu ve Osmanlı’ya ihanet etti. Abdülhamit onları gözetim altında tuttu. Türkçülük akımı başladıktan sonra o da Arapçılık yaptı. Abdülhamit’ten sonra onu serbest bıraktılar. Lozan’da İngiliz, eline cetveli alarak böyle olacak dedi ve bu ekip hilafeti kaldırdı, alfabe değişti ve bu güne geldik. Şu son 5-10 senedir İslam dünyasında bir hareketlenme var inşallah sonu hayrolur.

Alfabeyi değiştirdiler birçok âlim bir gecede cahil kaldı ve Arapça öğrenimi neredeyse sıfırlandı. Birçok insan Arapça öğrenmeyi bırakın günümüzde Kur’an okuyamıyor. Diyanet İşleri Başkanı’nın hacca gitmesi yasaktı, şimdi burada da böyle. Ürdün’de 60 yaşını doldurmayan hacca gidemez illa bir çürük raporu almalı ancak ondan sonra gidebilir. Bu millete dünyanın hiç bir yerinde yapılmayan zulüm yapıldı. George yapsaydı uyanırdık fakat Ahmet, Ali yaptı bu işleri ve millet uyutuldu. Dediler ki bunu bizim Ahmet yaptıysa doğrudur ve bu dejenerasyonun başlangıcında Edirnekapı’nın oradan Şehzadebaşı’na yürüyüp esnafın dikkatini çekecek bir Fransız kadın kiralandı. İlk günler çok tepki aldı sonra erkekler meyletmeye başladı. Kocaları kadına bakan kadınlar da süslenmeye başladı. (Bize dönerek) -Kaç yaşındasın sen? -21. Senin yaşın kadar ezan okunmadı bu ülkede, Menderes bu uygulamayı kaldırınca çok teveccüh gördü ve onu astılar. Sonra Demirel’i siyasete soktular. İsmi Kanuni Sultan Süleyman’a benzediği için teveccüh gördü. Bir de İslam köylü olunca millet aldandı.  Meydanlara Kur’an’la çıktı. Milli iradeye ne zaman sorulduysa millet hiçbir zaman yanlış karar vermedi sağduyu dedikleri “Benim ümmetim şerde ittifak etmez.” hadisi şerif vardır bu tam da odur.

-Ürdün’ü neden tercih ettiniz?

IMG_4555

Belirli bir sebebi yok, sebep sizsiniz aslında. Buraya gelmemizin küçük kızıma faydası oldu tabi. Buraya sahip çıkmalıyız. Mazlum bir coğrafya, herkesin boğazında pranga var. Din burada rituel olarak kalmış. Biz mutedil olamıyoruz. Her gün 50 kez Allahu ekber diyoruz. Bugün müslüman müslümanı öldürürken de Allah-u Ekber diyor. Allah’ın planı daha büyüktür. Sen yolunu doğru çiz. Türkiye’nin kalkınması Arap milletini cesaretlendirdi. Daha dün Salt’ta arabam bozuldu. Türk bayrağı var diye Erdoğan’ın memleketinden geliyorum diye para almadılar. Bu Cenab-ı Hakk’ın hesabı… Dünya değişiyor. Mısır halkının desteğe ihtiyacı var. Mevzu çok ya bitmez yani inşallah iyi olacak…

-Siyasete girişiniz nasıl oldu?

Siyasete girmedim ben içinde doğdum. Babam Milli Selamet Partisi’nde 1980’den önce İstanbul İl Başkan Yardımcılığı ve Başkanlığı yaptı. O zamanlar Başbakan Erdoğan’da İstanbul Gençlik Kolları Başkanı idi. Bende 8-10 yaşlarındaydım. Babam beni hep götürürdü. Millet Vekilliği adaylığıma başbakanın isteği üzerine müracaat ettim. Devam ediyoruz.

-Adaylık için neden AKP’yi seçtiniz?

Ben AKP diye bakmıyorum. Aynı parti içinde de husumet olabilir. Şuan tüm liseler İmam-Hatip Lisesi gibi olmuş elhamdülillah kaymakam ve valilerimiz bizimle yani halkıyla aynı değerleri taşıyor. Sabır acıdır meyvesi tatlıdır. Sabrı biz kendi mukavetimiz ölçüsünde değerlendirmekteyiz. Sadece açlık değil. Bizim Ahmet Akın Çığman hocanın kızı Eyüp İmam-Hatip’te okuyordu bizim kıza başını açacaksın demişler dedi, birlikte gittik. Başörtülü bir hoca vardı Binbaşının izin vermediğini söyledi. Ahmet hoca da “Görelim şu binbaşıyı!” dedi. Allah’tan binbaşı yoktu biz de müdüre gittik. “Bu işler Milli Eğitim Bakanı’nın emriyle yürüyor. Eğer ben aykırı olursam benim yerime gelecek olan benden daha iyi olmaz, daha başka işler açılır. İkincisi bazı kızlarımızın zaten dünden razıymış gibi davranışları var. Üçüncüsü sizden başka bir veli gelip de şikâyette bulunmadı.” Dedi. Gelip binlerce öğrencinin velisi gösteri yapabilirdi…

-Sizce İlahiyatçı siyasete nasıl yaklaşmalıdır?

İlahiyatçı siyasetin içinde olmalı dünyayı bilmelidir. Bir mühendis olmalı her şeyin içinde olmalıdır. İlahiyatçı son derece hoşgörülü ve sağduyulu olmalı.

-Bir aydan beri burada kalıyorsunuz, Mısır’da yaşanan olaylara tepki olarak Araplarla Türkleri karşılaştırırsak nasıl buluyorsunuz, nasıl bir yorum yaparsınız?

Şimdi son zamanlarda Müslümanların durumunu değerlendirirsek burada -Ürdün’de- bir ölü toprağı var ve insanlar prangalı… Marifet gözüyle bakınca böyle görünüyor… Eskiden ayıların burnuna bir zincir takılırdı, yat der yatardı onu gördüm. Burada bu ülkede bir ezilmişlik var son yıllarda daha bir kabullenmişler, daha bir alışmışlar.

-Batı kültürünün etkilerinden söz etmek mümkün mü sizce?

Batı kültürü mü? Kültür değil kültürsüzlük mesela burada camide ayakkabıların çıkarılmasına dikkat edilmiyor. Mesela namaza duruyorsun imam elini cebine atıyor, gömleğiyle oynuyor yani bir lakaytlık var.

Halk arasında ekonomik seviye farkı çok büyük örneğin orta halli bir evde dahi hizmetçi var ve hizmetçilerine oldukça kötü davranıyorlar. Her yerde kralın resmi var ama Ürdünlü çocukların yüzünden sefalet akıyor. İngiliz’in oturttuğu sistem çok iyi hissediliyor. Konuşunca fert olarak %80 aynı şeyleri düşünüyoruz ama halk bunu her yerde söyleyemiyor.

 

IMG_4776

Röportaj: Şeyma Büyükorhan

Burcu Gece