Menu

İlim Hizmet Araştırma Merkezi

Mustafa Karataş Hocamızın Ramazan Ayıyla İlgili Röportajı

 

Kanal 7 ekranlarının sevilen isimlerinden ve aynı zamanda İÜ İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr Mustafa Karataş, Ramazan ayının klasikleşen tartışmaları konusunda  soruları yanıtladı


On bir ayın sultanı Ramazan-ı şerif ayındayız.

Kur’an’ıyla, orucuyla, iftarıyla, teravihiyle, sahuruyla, itikâfıyla, Kadir Gecesiyle, fitresiyle, bayramıyla tam manasıyla nimet ayındayız.

Fakat her ramazan ayı geldiğinde kuralmışçasına vazgeçilmeyen sorular ve tartışmalar gündeme gelmektedir. Kan aldırmak, diş fırçalamak, sakız çiğnemek orucu bozar mı? vb. gibi…

Ve son yıllarda da imsak vaktinin doğru olup olmadığı tartışılmakta, oruç tutma saatinin uzunolduğu iddia edilmekte…

Tüm bunların yanında ramazan ayının yazın uzun günlere denk gelmesi ile de, neden kışaylarından birine sabitlenmediği konuşulmakta ve çok sıkça sorulmakta…

Geçenlerde bir arkadaş topluluğu ile iftar yaptık… Aralarında tutmayanlar da vardı… Gerekçe aşağı yukarı hep aynıydı, “süre uzun ve havalar çok sıcak”…

En çok ta Müslüman Ülkelerin birlikte oruca başlamamalarını ve yine birlikte bayram yapmamalarını eleştirdiler. Tabiri caizse soru yağmuruna tutuldum.

Ben de aynı soruları, bilgi ve ilmine güven duyduğum İstanbul Üniversitesi İlahiyatFakültesi Hadis Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr Mustafa Karataş’a sordum…

AYLARIN VE GÜNLERİN YERİNİ DEĞİŞTİRMEK GÜNAHTIR

Yaz aylarında günlerin uzun olmasından dolayı en çok sorulan sorulardan biri; neden ramazanayı kış aylarından birine sabitlenmiyor?Ramazan her yıl aynı ayda olamaz mı?

 İbadetlerde Kamerî takvim esas alınmaktadır. Ayların ve günlerin yerini değiştirmek de dinen günah ve insanlık için de sakıncalı olduğuna göre Ramazanorucu hangi mevsime rastlarsa rastlasın sağlıklı bir müminin oruç tutması farzdır.

Ramazan ayı her yıl neden 10 gün geriden başlıyor?

Ay takvimine göre bir yıl 355 gün olduğundanRamazan ayı da her yıl on gün öne gelmektedir. Dolayısıyla Ramazan ayı da değişik mevsimlereuğramış olmaktadır. Bunda da ayrıca hikmet vegüzellikler mevcuttur.

Neden peki oruç Ramazan ayında tutuluyor?

Kur’an-ı Kerim’de Allah Teala, ‘Ramazan ayı öyle bir aydır ki, o ayda insanları hidayete sevkeden, kurtuluşu ve hak ile batılı açıklayan Kuran indirilmiştir. Kim o aya erişirse oruç tutsun’ (Bakara, 185) buyurmaktadır. Bu emir gereği farz olan oruç Ramazan orucudur. Diğer zamanlarda kaza, keffaret ve nafile oruçları tutulabilir.

ORUÇ SABRI ÖĞRETİR

Allahu Teala neden orucu farz kıldı?

Herşeyden önce Allah’ın emri olduğu için. Yine Bakara suresi 183. âyette Rabbimiz neden oruç tutmamız gerektiğini de açıklamaktadır. ‘Geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı. Umulur ki, korunasınız.’ Hadiste de oruç kalkana benzetilmiştir. Yani bizi korur. Beden ve ruh sağlığı açısından orucun pek çok faydası vardır. Sabrı öğretir. Başkalarının halini düşünmemize sebep olur vs.

FARKLI ZAMANLARDA ORUCA BAŞLANILMASI BİRÇOK PROBLEMİ BERABERİNDE GETİRİYOR

İslam ülkeleri bu sene de olduğu gibi maalesef beraber oruca başlamıyorlar. Farklı zamanlarda oruç tutulması, farklı zamanda bayram yapılması doğru mu? Ya da hangisi doğru?

Eskiden değişik ülkelerin farklı zamanlarda oruca başlaması bu kadar garip karşılanmıyordu. Zira o zamanlarda bugün olduğu gibi iletişim güçlü değildi. Her şeyden haberiniz olmazdı. Ancak günümüzde saatler ve dakikalar içerisinde çok uzak yerlere ulaşabiliyor ve anında haber alabiliyoruz. Bir taraf oruca başladığında dünyanın her tarafında anında duyuluyor. Dolayısıyla farklı zamanlarda oruca başlanılması bir çok problemi de beraberinde getiriyor. Hiç problem yokmuş gibi davranmak din ve dünya adına lakayt kalmaktır. Bu problemin çözümü için işbirliği yapılmalıdır. Kanaatimce Müslümanlardan çok devletler bu işi daha da zorlaştırıyor. Bu konuda sadece dini hassasiyet yerine siyasî mülahazaların da etkisi olduğunu düşünüyorum. Türkiye hesap artı ru’yet uygulamasını ve dünyanın herhangi bir yerinde Ramazan hilalinin görülmesiyle oruca başlanılmasını esas alıyor. Günümüzde bu uygulama çok daha doğrudur.

Peki Suudi Arabistan neyi ölçü alıyor?

Suudi Arabistan sanıyorum Fas’tan sonra hilalin görülmesini kendi bölgesi saymayıp ertesi güne atması veya kendine uzak bölgelerde görülmesini hesaba katmaması bu ayrılığı doğuruyor. Önceki âlimlerin ve mezheplerin rahmet saydığı bu farklı uygulamalar ki, o zaman için doğruydu ancak bugün için fitneye sebep oluyor. Aynı aileden bile bir kişi falan yere diğeri bir başka ülkeye uyarak ayrılığa düşebiliyor. Veya bir kişi aynı gün içinde farklı iki ülkeye gidebiliyor. Bu gibi durumda herkesin bulunduğu yere göre hareket etmesi daha isabetli olur.

ORUÇ DEĞİL, SABAH NAMAZININ VAKTİNDEN ÖNCE KILINMASI TEHLİKESİ VAR

Bazı din adamlarına göre fazla oruç tutulduğunu söylüyor.  Sizce de fazla mı oruç tutuyoruz?

Orucu fazla tutmak günah değil. Erken imsaktan söz ediyorsanız, burada oruç değil, Sabah namazının vaktinden önce kılınma tehlikesi var. Dolayısıyla oruca başlamalı fakat sabah namazını hemen kılmak yerine mümkünse imsaktan en az yirmi dakika veya yarım saat sonra kılmalıdır. Hanefi mezhebi de imsakla beraber hemen kılınması yerine belli bir süre geciktirmeyi daha faziletli sayar. Allah Rasulü imsaktan sonra elli âyet okuyacak kadar bir süre geçtikten sonra sabah namazını kıldırırdı. Böylelikle bugünkü tartışmalı durumdan da kurtulmuş olunacaktır.

Ayrıca sabah ezanlarının Ramazan’da ve Ramazan haricinde farklı uygulanması da vatandaşın yanılmasına sebep oluyor.

Asrı Saadette ezan uygulaması nasıldı?

O dönemde sahur ezanı vardı. İnsanlar ezanla sahura kaldırıldı, aynı zamanda teheccüd namazı kılınırdı. Maalesef Asr-ı Saadetteki teheccüd/Sahur ezanı sünneti ülkemizde terkedilmiş durumda.

DİYANETİN AÇIKLAMASI, GEÇİKMİŞ VE DE BAZI YÖNLERİYLE EKSİK KALMIŞ

Diyanetin imsak vakitleri konusundaki açıklamasını nasıl buldunuz?

Cevap verilmesi olumlu bir gelişme ancak gecikmiş ve de bazı yönleri eksik kalmış bir açıklama diyebiliriz. Eksik olduğunu kendileri de belirtmişler. Henüz çıplak gözle elde edilen veriler kesinleşmemiş. Burası elbette önemli. Esas olan da budur. Elde edilen görüntüler saat ve dakikasıyla yerleri belirtilerek yayınlanmalıydı.

Sırası gelmişken hemen şunu da belirtmekte yarar var. İmsak/Fecirden Güneşin doğuşuna kadar ufukta oluşan tablo ile Güneşin akşam batışından yatsı vaktine kadar tablo aynıdır. Sadece tabloyu ters çevirmeniz gerekecektir. Renkler aynıdır. Zaman aynıdır… Günümüzde imkanlar çok daha fazladır. Bu problem en doğru şekilde çözülmeli ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

BAĞIMSIZ YA DA ÖZERK BİR DİYANET İŞLERİ BUGÜNKÜNDEN DAHA GÜÇLÜ VE DAHA ETKİLİ OLACAKTIR

Sırası gelmişken Diyanetin yapısını nasıl buluyorsunuz?

Bağımsız ya da Özerk bir Diyanet İşleri bugünkünden daha güçlü ve daha etkili olacaktır. Doğrusu da budur. Diyanet hükümetlere bağlı olmamalıdır. Yeni Anayasa hazırlanırken inşaallah bu husus düşünülür.

Televizyonlardaki Ramazan programlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu sene daha çok televizyon kanalları iftar ve sahur programı düzenlediler. Her ne kadar içerik ve kalite arzu edilen seviyede olmasa da bu da sevindirici bir durum. Bütün bu gelişmelerde Kanal 7’nin etkisi oldukça fazladır. Televizyonlardaki dinî yayınlarda, iftar ve sahur programlarında gelinen noktada Kanal 7’nin katkısını görmemek veya yok saymak en azından insafsızlık olur. Biz de halkımıza doğru dini bilgi verme ve bilinçlendirme konusunda elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz.

FAKİR, ZENGİN OLUNCAYA KADAR ZEKÂT ALABİLİR

Yine en çok sorulan sorulardan biri; Allah neden herkese aynı maddi gücü vermedi? Neden bazı insanlar zengin bazı insanlar fakirdir?

Hayat devam etsin diye. Aksi halde kimse kimseye iş gördüremezdi.

Malumunuz ramazan ayı, aynı zamanda zekât ayı… Zekât almanın da bir sınırı var mı? Fakirler istedikleri kadar zekât alabilirler mi?

Elbette bir sınır vardır. Ölçüde zengin oluncaya kadar.

Dine göre zenginliğin ölçüsü; varsa borçları çıktıktan sonra nisab miktarı bir mala sahip olmaktır. Bugün için 80 gram altın karşılığı denebilir.

Fakir aldığı zekât parasını her istediği yerde harcayabilir mi?

Harcayabilir.

FAKİR, ZEKÂT PARASI İLE HELAL OLAN HER YERE GİDEBİLİR

Fakir biri aldığı zekât paraları ile umre ya da hacca gidebilir mi?

Helal olan her yere gidebilir.

Zekât insanları tembelliğe sevk eder mi? Nasıl olsa zekât alacağım deyip çalışmak istemeyenlere ne önerirsiniz?

Sanmıyorum. Zekât alan insanın her zaman zekat gelecek diye bir garantisi yok ki böyle düşünsün. Diğer taraftan kendi emeğinin karşılığını yemek ne makbul yoldur. Bunu da bilmesi gerekir.

Fakirin taksiti, banka borcu, kirası ödenirse zekât olur mu?

Evet olur.

ZEKÂT, CAMİ, OKUL, ÇEŞME VS BİNA VE İNŞAAT YAPIMI İÇİN VERİLMEZ

Cami, okul, çeşme vb yapılması için zekât parası toplamak doğru mudur?

Zekât cami, okul, çeşme vs. bina ve inşaat yapımı için verilmez. Fakir ve muhtaçlar kişilere verilebilir.

Vakıflar, dernekler aracılığıyla zekât verilebilir mi?

Yerine ulaştığına inanıyorsanız vekâlet yoluyla da zekatınızı gönderebilirsiniz. Dolayısıyla bu hayır kurumlarına emanet edersiniz onlar da fakirlere ulaştırırsa olur.

Karı koca ayrı ayrı mı zekât vermeli? Koca zekât veriyorsa eşinin de vermesi gerekiyor mu?

İkisi de zengin ayrı ayrı malları var ve zekat verecek durumda iseler zekatlarını vermeleri gerekir.

FAKİRİN ELİNE PARA VERMENİZ,ONUN DA KENDİ İHTİYACINA HARCAMASI DAHA GÜZEL OLUR

Günümüzde zekât genelde gıda paketleri olarak veriliyor. Bu doğru mudur? Zekât, ne olarak verilmeli? Para, altın, gıda, giyim mi?

Bütün bunlar zekat yerine geçer. Ancak fakirin eline para vermeniz onun da kendi ihtiyacına harcaması daha güzel olabilir. Yerine, kişiye ve zamanına göre hangisi daha uygun ise öyle hareket edilmelidir.

Kaynak : haber7.com