Menu

İlim Hizmet Araştırma Merkezi

Medeniyet, Dil ve Dil Öğretimi Üzerine

Yeryüzü, onu imar etmeye aday medeniyetlerin bir rekabet alanıdır. Onlardan her biri dünyayı bütün varlıklar için ergonomik ve estetik açıdan geçmişe nazaran daha iyi bir noktaya ulaştırma iddiasındadır. Her birinin ortak amacı daha güvenli, daha huzurlu, daha müreffeh bir dünyaya paralel daha zarif, daha etkileyici ve daha sağlıklı bir iletişim ortamı yaratmaktır.

Unutulmamalıdır ki her medeniyet kendini bir dil ile ifade eder. Kimi zaman karşılıklı savaşa kadar varan kıyasıya bir rekabetin tarafı oldukları yeryüzünü imar sürecinde onların elindeki en hayati araç dildir. Söz konusu dil, ilgili medeniyete mensup etnisitelerden birine ait olmasına rağmen onu aşan bir ortak kabule mazhardır. Böylesi geniş bir kabulün altında yatan en önemli neden, o medeniyete start veren kutsal metnin o dilde inşa edilmiş olmasıdır.

Bu çerçevede Hıristiyan batı medeniyetinin ilmî ve fikrî birikimi İncil’in dili Latinceyle, İslâm medeniyetine ait bütün klasik metinler de Kur’ân dili olan Arapçayla kaleme alınmışlardır. İki medeniyetten her birine mensup müellifler hangi etnik alt birimden gelirlerse gelsinler eserlerini, anılan iki dilden birinde vermişlerdir.
İslâm’ın kutsal kitabı Kur’ân’ın, Arapçayı temsil bağlamında erişilmez bir ifade değerine sahip olduğu, inanan inanmayan herkesin ortak kanaatidir. Onun ilk elden tefsiri ve ilahi murada en uygun tevili konumundaki hadislerin dili Arapçadır. İslâmî ilimlere ilişkin dünyanın dört bir yanında farklı birçok dilde yayımlanan popüler veya akademik bilumum külliyata kaynaklık eden erken dönem İslâmî literatürün tamamı Arapçadır. İslâmî ilimler bağlamında dinî eser okuyucusu ile din âlimi arasındaki farkın büyüklüğü ikincisinin Arapça bilgi seviyesiyle doğru orantılıdır.

Sıralanan bu gerçeklerin farkında olan Müslümanlar, hangi milletten olurlarsa olsunlar Arapçanın öğrenilmesi ve öğretilmesiyle yakından ilgilenmişler, öğrenim sürecinin her düzeyi için didaktik eserler üretmişlerdir. Asıl itibariyle çeşitli tasnife tabi tutulma kabiliyetini haiz Arapça öğretim üslûplarını klâsik ve modern olmak üzere iki temel başlık altında inceleyebiliriz.

Temelinde dilbilgisi ve tercüme yönteminin yer aldığı klâsik yöntem, 19. Yüzyılın sonlarına kadar egemenliğini sürdürmüş bir Arapça öğretim üslûbudur. Belirtilen tarihten sonra geçmişteki şöhretini tedrici olarak yitirme sürecine girse de günümüzde dahi kimi gayr-i resmî kurumlarda ufak tefek rötuşlarla halen uygulama imkânı bulabilmektedir. Dört temel dil becerisinden dinleme-anlama ve konuşma becerilerini ihmal ettiği gerekçesiyle eleştirilen bu yöntem, belirtilen tarihten başlayarak söz konusu becerileri öne çıkaran modern yöntemin rekabeti karşısında gerilemiş görünmektedir.

Dilbilgisi ve tercüme yöntemine tepki olarak üretilmiş direkt, işitsel-dilsel, iletişimsel ve seçmeci gibi adlarla anılan modern yöntemlerde öğrencinin işittiğini anlaması ve meramını sözlü olarak ifade edebilmesi hedeflenmiş ve anılan becerileri güçlendirmeye yönelik bir öğretim çabası içerisine girilmiştir. O doğrultuda birçok öğretim seti oluşturulmuş, günlük hayatın çeşitli pozisyonlarına uyarlanmış diyaloglar ve metinlerle dil olgusu dilbilgisi olgusunun önüne geçirilme gayesi güdülmüştür. Klâsik metoda nazaran sayısal anlamda daha geniş bir öğrenci kitlesine hitaba elverişli olan bu yöntem, nitelikli metinlerin okunma ve anlaşılması sadedinde klasik metot kadar verimli olmamakla eleştirilmiştir.