Menu

İlim Hizmet Araştırma Merkezi

Evharist (Komünyon) Âyini

İbadet, tüm dinler için önem arz eden konular arasında yer almaktadır. İbadeti konu edinen çalışmaların, kaleme alınan yazıların oldukça fazla olması da yine bizlere, ibadetin dindeki yeri ve önemi hakkında fikir vermektedir. İlgili kaynakları incelediğimizde bu ibadetlerin tarih boyunca farklı zamanlarda, farklı şekillerde, farklı ritüellerle icra edilegeldiğini görebilmekteyiz;  ki bu farklılığı sadece farklı dinleri ele aldığımızda değil, aynı dinin farklı mezheplerini ele aldığımızda da gözlemleyebilmekteyiz.

Bu araştırma yazımızda Hıristiyanlıktaki temel iki sakramentten biri olan Evharist (Komünyon) Âyini’ni önce kaynaklardan inceleyerek sizlerle paylaşacak; ardından da pratikteki bir örneğini, yaptığımız röportaj ile ve katıldığımız Evharist (Komünyon) Âyini’nden kareler ile sizlerin katkı ve eleştirilerine sunacağız.

HIRİSTİYANLIK’TA İBADET 
Hıristiyanlıkta önemli bir yere sahip olan Evharist Âyini’ne geçmeden önce Hıristiyanlıkta İbadet konusuna kısaca değinmekte, -konunun daha iyi kavranması bakımından- fayda görmekteyiz.

Hıristiyanlığın ilk zamanlarında gerek mâbed şekli gerekse ibadetin nasıl yapıldığı konusundaki bilgiler sınırlıdır. Somut tarihî veriler II. yüzyıldan öncesine gitmez. Bununla birlikte özellikle Yeni Ahit’teki bazı ifadeler, dolaylı da olsa bir takım bilgilerin elde edilmesine yardımcı olmaktadır. Her şeyden önce ibadet ve ibadet mekânı olarak ilk Hıristiyanların Yahudi geleneğini takip ettiği bilinmektedir. I. yüzyılın sonuna doğru tedrici bir şekilde gelişmekte olan yahudi-hıristiyan çekişmesinin hızlanması, Hıristiyanların kendilerine ait bir ibadet sistemi geliştirmeleriyle sonuçlanır.[1]

Hıristiyanlıkta genel olarak sakramentlerin yanında günlük, haftalık ve yıllık olmak üzere dört çeşit ibadet vardır. Sakrament Latince’de (sacrament) “and, yemin, bağ” anlamında “dînî âyin” için kullanılan bir terimdir. II. Vatikan Konsili’nin “Kutsal İbadetler Yasası”nda sakramentlerin amacının insanı kutsallaştırmak olduğu açıklanmıştır. Sakramentler, bizzat Hz. Îsâ tarafından tesis edilen kurumlara ve onun yaşamış olduğu tecrübelere Kilise aracılığıyla katılmak anlamına gelir ve iman etmenin işareti sayılır. Ortodoks ve Katolikler’e göre sakramentlerin sayısı yedidir: Vaftiz, Evharistiya(Komünyon), kuvvetlendirme (konfirmasyon), evlilik töreni, ruhbanlık sırrı, günah itirafı ve tövbe, hasta yağı. Protestanlar ise sadece Vaftiz ile Evharistiya’yı kabul ederler. Quakerler gibi bazı küçük Protestan grupları sakramentlerin iman akîdesi olduğuna inanmazlar.[2] Bu gibi küçük grupları ayrı değerlendirirsek bütün Hıristiyan kiliselerinde temel iki sakramentin Vaftiz Âyin’i ile Evharist Âyin’i olduğunu söyleyebiliriz.

EVHARİST (KOMÜNYON) AYİNİ
“Evharist” terimi II. yüzyılın başlarına dayanmakta; Yunanca’da “şükran, şükür, şükretmek” manalarına gelen ve sonrasında daKutsal Komünyon Âyini’nin bir ismi olarak kullanılmaya başlanan “Eucharist” kelimesinden gelmektedir.[3] Latince’de missa (mass, masse) şeklinde geçen Evharistiya, kilisenin kullandığı en eski sakrament olarak Hıristiyan ibadetinin temelini teşkil eder.[4]

Bu sakramentin bir fenomen olarak temel unsuru yemekte ortaya çıkar. Hz. Îsâ Havârileri ile yediği “son akşam yemeği”nde onlara bir parça ekmek ve şarap vererek ekmeğin kendi bedeni, şarabın da kendi kanı olduğunu söyler (Matta, 26/26-28 [5]; Markos, 14/22-25; Luka, 22/14-20). İşte bunu yâdetmek üzere rahip kutsadığı şarabı ve ekmeği âyine katılanlara verir; böylece temsilî bir yemek yenilmiş olur. Bu sakrament, Hz. Îsâ’nın ölmeden önce Havârileri ile paylaştığı son akşam yemeğini anma ve tekrarlama anlamı taşıyor görülse de Erken Dönem Kilise’de bu âyin Mesih tarafından başlatılacak ilâhî krallığı sembolize etmekteydi. Mesîhî ziyafet sofrası geleneğinin daha önceleri Yahudilik’te de bulunduğu göz önüne alınırsa (Mezmurlar, 23/5; İşaya, 25/6; Tsefenya, 1/7; Enoch, 62/14) Kilise’de bir Yahudi etkisinden bahsetmek mümkün görünmektedir. Bugün Kilise, bu sembolik açıklamanın yanında Evharist Âyini’nin aynı zamanda Hz. Îsâ’nın yeniden dirilmesini de temsil ettiğini ileri sürer.[6]

Evharist-Kurban İlişkisi ve Bütünleşme (Communion)
Evharist âyininde Hz. Îsâ’nın, Hıristiyanlara göre ölümünün sürekliliği canlandırılır. Hıristiyanların kurban anlayışı da bu âyinde kendini gösterir. Hz Îsâ aslî günah’ı gidermek ve böylece bütün insanlığı kurtarmak için kendini feda etmiştir. İşte ekmek-şarap âyini ile sadece Hz. Îsâ’nın son akşam yemeğinin hâtırası canlı tutulmuyor, aynı zamanda onun, “Bu benim etim, bu benim kanım” dediği ekmek ve şarabı alan Hıristiyanlar böylece onunla bütünleşmiş sayılıyorlar.

Ekmek ve Şarap
Evharist’te yenilen ekmek ve içilen içki, çarmıhta can veren ve tekrar dirilen Îsâ Mesih’in etine ve kanına dönüşmekte, dolayısıyla bunları yiyip içenlerin de Îsâ ile bütünleşmekte olduklarına inanılmaktadır. Ancak burada yenilen ve içilen nesnelerin Îsâ’nın etine ve kanına nasıl dönüştüğü ya da bunun nasıl algılanması gerektiği konusunda Hıristiyan kiliseleri arasında farklı yaklaşımlar görülmektedir. Bu konuda Katolik Kilisesi öteden beri “dönüşüm (transubstantiation) teorisi” olarak adlandırılan bir yaklaşımı yeğlemektedir. Bu teori, evharist âyininde kullanılan ekmek ve içkinin, öz/cevher ve araz olmak üzere iki ayrı özelliğe sahip olduğunu, âyin esnasında öz’ün Îsâ’nın etine ve kanına dönüştüğünü, araz’ın ise yenilen ve içilen bu nesnelerin tadını, kokusunu ve görünüşünü sağladığını savunmaktadır. Dönüşüm teorisine karşı Ortodokslar yenilen ekmek ve içilen içkinin Mesih’in gerçek bedeni ve kanı olduğunu vurgularlar. Bazı Ortodoks ilâhiyatçılar, Katoliklerce kullanılan dönüşüm teriminden yararlanmış olsalar da genel olarak Ortodokslar bu terimi kullanmamayı yeğlerler. Protestan teolojisinde ise, kutsal metne literal yaklaşımın bir sonucu olarak, dönüşüm teorisi reddedilir. Örneğin Luther, yenilen ekmek ve içilen içkinin hem öz/cevher hem de araz olarak Îsâ Mesih’in gerçek bedeni (eti) ve kanı olduğunu ve böylelikle Îsâ Mesih’in bu âyinde bizzat hazır bulunduğunu savunmuştur. Protestanlığın diğer öncülerinden Zwingli, salt bir anı kabul ettiği âyinde kullanılan ekmekle içkinin Mesih’in bedeninin ve kanının sembolik karşılıkları olduğunu ileri sürmüş; Calvin ise bunların manevi yönünü vurgulamıştır.

Âyin’in Zamanı
Evharist Âyini’nin Hıristiyan kiliselerinde icra edileceği zaman konusunda da farklılıklar görülmektedir. Hemen hemen bütün Hıristiyan mezheplerinde bu âyin Pazar günü kilisede yapılan dini törenin en önemli ritüeli olarak yer alır. Pazar gününden başka yılın muhtelif zamanlarında çeşitli kutsal gün ve dönemlerde de bu âyin düzenlenmektedir.  Daha özelde baktığımızda ise Katolikler “mass” dedikleri bu âyini her gün, Ortodokslar Pazar günü, Protestanlar ise yılın bazı dönemlerinde kutlarlar.  Ve yine Adventistler gibi bazı Protestan akımlarının da, Evharist’i Cumartesi günü icra ettikleri bilinmektedir.

Âyindeki Üç Önemli Aşama
Evharist Âyini’nin icrâsında üç önemli aşama dikkati çekmektedir. Bunlardan ilki âyinde kullanılacak olan ekmek ve şarabın hazırlanmasıdır. Bu safhada hazırlanacak olan ekmeğin ve şarabın nitelikleri konusunda kiliseler arasında farklı uygulamalar görülmektedir. Örneğin, Katolikler ve Ermeniler evharist için hazırlanan ekmeğe maya katmazlar; Ortodokslar ise mayalı ekmek hazırlarlar. Bu esnada okunan dualar, ilâhiler ve dini metinler ise âyinin düzenlenmesindeki ikinci safhayı oluşturur. Son ve en önemli safha ise ekmek ve şarabın kutsanması safhasıdır. Örneğin, bu safhada Katolikler ekmek ve içkinin Îsâ’nın bedenine ve kanına dönüştüğüne inanırlar. Adventistler gibi bazı Protestan akımlar, şarap içmeyi haram saydıklarından dolayı üzüm suyu kullanırlar.

Âyin’e Kimler Katılabilir?
Evharist Âyini genellikle; yalnızca kilisenin kendi cemaatinin bulunduğu bir ortamda düzenlenir. Bu nedenle, özellikle Pazar âyinlerine katılan yabancıların, Evharist âyini başlamadan önce âyin salonunu boşaltmaları beklenir; daha sonra kilise cemaatiyle birlikte âyin icra edilir. Ancak bazı kiliselerde (özellikle Baptistler gibi bazı Protestan kiliselerinde) bu âyinin kilise üyesi olmayan yabancılara da açık olarak yapıldığı görülür.

Sen Piyer Kilisesi’nde Hizmet Veren Bir Gönüllü ile Evharist Âyini Üzerine Röportaj
Sen Piyer Kilisesi’nde  13 yıldır gönüllü olarak rehberlik vb. hizmetler veren Gülhan ÇETİNER (vaftiz adı: Maria ROZA) Hanımefendi ile Evharist Âyini üzerine yaptığımız röportajı ve izleyici olarak katıldığımız Evharist Âyini’ne ait bazı kareleri sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Öncelikle Evharist (Komünyon) Âyini hakkında genel bir bilgi verir misiniz?
Evharist aslında İslam’da da vardır; KURBAN anlamına gelir. Her sene kesilen kurban Allah’a yapılan bir adaktır ama Hıristiyanlıkta kurban Îsâ’dır, sadece bir kere Allah’a adanmıştır. Ondan büyük başka kurban yoktur. Son gecesi yemek yerken kendi vücudunu; etini ve kanını kurban olarak inananlara bırakmıştır. Biz buna “Komünyon” diyoruz. Yani Komünyon “birleşme” anlamına gelir. Onu yediğiniz zaman eğer ruhsal olarak müsait durumda isek; onun etiyle, kemiğiyle, kanıyla, her şeyiyle, birleşiriz. Zaten şöyle söyler “Bu kupadan alınız ve bu kupadan içiniz, bu benim kanımdır. Alınız bunu da (ekmeği de) yiyiniz, bu da benim etimdir”.

Komünyon Âyini hangi zamanlarda veya hangi zaman aralıkları ile icrâ edilmektedir?
Katolikler’de ve Protestanlar’da bu değişebilir. Bazı mezheplerde haftada bir kere bazı mezheplerde daha farklı olabilir ama Katolikler’de bu mecburi değildir.

Bu âyine katılmanın herhangi bir şartı var mıdır?
Bu âyin bir “temizlenme”, “arınma”dır. Büyük günah içinde olmamak gerekir, bu büyük günah nedir; işte mesela 10 Emir’e karşı gelmek. Ama küçük küçük günahlar olabilir(gülüyor), yâni kişinin kendisini ruhsal olarak Îsâ’ya yaklaşmaya uygun bulması ile ilgilidir. Tabi bazı detayları vardır bu Komünyon’un; mesela çok günahkâr olan bir kimse, tok karnına gelmiş içkili kimse, vesaire; bunlar (âyin) yapmazlar. Bunun kilise içerisinde çok detayları vardır.

Bu âyin gerçekleştirilirken hangi adımlar izleniyor?
Biz buna ritüel diyoruz, her mezhebe göre değişir. Kimi üç saat sürer, kimi iki saat sürer. Batı Latin Ritüellerine göre Komünyon dualardan sonra yapılır. Onların kitapları vardır ve Roma Kilisesi’ne göre bu sıra değişmez. Yaklaşırsınız; Papaz önce kendi alır ardından bu kanı(şarabı) ve eti(ekmeği)  size sunar. Sizin de müsaitse durumunuz, alırsınız ve yerinize döner dua edersiniz.

Âyin öncesinde ön hazırlık diyebileceğimiz, yapılması gereken bir görev var mıdır?
Böyle bir şey yok. Neden yok! Çünkü Îsâ cilt temizliği veya üst temizliğinden ziyâde kalp temizliğine bakar. Bu nedenle kimse böyle bir şey koymamıştır. Fakiri, pisi, hastası, kokarı-kokmazı… Yeter ki ruh temizliğiyle Allah’a yanaşabilsin.

Ekmek ve şarabın mahiyeti konusunda farklı yaklaşımlar var. Mesela Katolikler’de Cevher (Öz) Değişimi Teorisinin benimsendiğini biliyoruz. Bu konu hakkında bilgi verir misiniz?
Kutsanmadan evvel, bildiğimiz ekmektir, bildiğimiz şaraptır; bildiğimiz dışarıdaki mayasız ekmektir. Ama inancımıza göre kutsandığı zaman yani papaz üzerinde kutsama yaptığı andan itibaren; o ekmeğin Îsâ’nın bedeni, o şarabın da Îsâ’nın kanı olduğuna inancımızla inanırız ve bize bırakılan İncil’deki veya kutsal kitaplardaki yazan çok çok dayanakları vardır.

Peki bu literalist yaklaşım mutlak mıdır yoksa kimi ayetlerde yoruma da yer verilmekte midir?
Katoliklerde mutlak olarak alırız.

Yani ayet ne diyorsa, açık olarak neyi ifade ediyorsa, onu alıyorsunuz?
Evet. Ama bir Rahibe dostumuz vardı. Bana bir keresinde şöyle demişti, çok iyi hatırlıyorum. Dedi ki; “Kutsal Kitap’ı tek başına okuyup anlamak, rehbersiz olduğun halde bir amazon ormanına girmeye benzer”. Bundan dolayı, kelimesi kelimesine değil tabi ki; bunların yorumları vardır. Eğer Yeruşalim Kudus Kutsal Kitabı elde edilirse, buradan her türlü bilgi alınabilir. İncil’in herhangi basılmış bir Kutsal Kitabı’nı değil, Kudüs Kutsal Kitabı’nı alırsan, her türlü bilgiyi bulabilirsin onda.

Peki bu ekmek ve şarap özel olarak mı hazırlanmaktadır yoksa herhangi bir ekmek veya şarap âyinlerde kullanılabilir mi?
Beyaz şarap tercih ediliyor. Neden! Bezler kırmızıya boyanmasın, lekeli olmasın diye. Arı(temiz), normal bir şarap bu işi görür. Ekmek ise; mayasız, bugün kiliselerde veyahut Rahibeler tarafından yapılan küçük ekmekler. Kimi kiliselerde ekmeği getirirler, bölerler, lokma lokma tepsiyle dağıtırlar; kimi ağzına verir; kimi eline verir… Yani bunlar tamamen inançla ilgili değil, ritüellerle, ananelerle ilgilidir.

Hıristiyanlıktaki “kurtuluş”tan biraz bahseder misiniz? Yani bireysel veya cemaat olarak kurtuluş konusu mesela… Asıl olan hangisidir?
Her kurtuluş cemaatle değildir, tabi ki bireysel kurtuluş vardır ama kilise doktrinleri içinde buna bakarsanız zaman içerisinde geliştirilmiş bazı ritüeller vardır. İşte şunu şunu yaparsanız cemaatin şu kadara kadar günahları, hafif günahları veyahut şöyle bir şeyi bağışlanacaktır, kurtulacaktır gibi ama bir zorlama yoktur. Kutsal Kitap’ta ve İncil’de şöyle der; “Kapını kapat, odana gir, orada Tanrı ile baş başa duanı et!” Mühim olan kilisede değil evde de kapanıp dua etmektir. Ama kilisenin bir de kuralı vardır. Belirli bayram günlerinde, pazar günlerinde eğer bir mânî yoksa -mânî varsa; aileyle ilgili göreviniz varsa, hastalık varsa gelmeyebilirsiniz- bunların dışında gelmeniz lazım. Hiç olmazsa senede bir kere…

Peki Komünyon’a özel olarak; bu âyine katılan kişiye Tanrı’nın vaat ettiği veya müjdelediği bir mükafat var mı?
Hayır, hayır.

Katılmayanlara da herhangi bir ceza veya yaptırım da yok sanırım.
Hayır, hayır.

Bu soru kişiye göre değişebilecek tarzdan ancak yine de; siz kendiniz adına, bu âyin sırasında ruh haliniz nasıl oluyor, neler hissediyorsunuz?
Ben de şöyle söyleyeyim; Siz namazda rukûya vardığınız zaman nasıl bir ruh hali içersindeyseniz, âyin sırasında da o kişi o hal içerisindedir. Ama şöyle bir farklılık vardır. Latin Katolik Kiliseleri’nde insana daha rahat bir pozisyon tanınır. Herhangi bir şey oldu; arkadaşın bir şey sordu veya yardım istedi; onunla konuşabilirsiniz. Yani namaz bozuldu gibi bir durum yoktur.

Genel olarak Hıristiyanlarda, özel olarak da Katoliklerde bu âyin’e katılım oranı nedir?
Onu tam orantı olarak söyleyemem. Memlekete göre, yere göre değişir ama bugün Avrupa’da kiliseden uzaklaşma gibi bir durum da oluyor, var yani bazı kesimlerde. Ama bunun yanında çığ gibi gençler yerlerini dolduruyorlar. Bunu biz şöyle değerlendiriyoruz. Tanrı’nın kilisesi hiçbir zaman ölmez. Biz insanlar zaten günahkâr olarak doğduğumuza inanıyoruz. İnsanlar giderler, gelirler ama Îsâ’nın Kilisesi’nin ölmeyeceğine, devam edeceğine inanıyoruz. Bu, inanan temiz kalpli Müslümanlar için de geçerlidir; aynı şey Yahudiler içinde geçerlidir. Çünkü Tanrı ölümlü değildir.

Peki, vakit ayırdığınız için, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz! 
Rica ederim! Sizlere de çalışmalarınız da başarılar dilerim!

*****

Yazımız süresince uygulaması ve ritüelleri bakımından farklı yorumlarla karşılaştığımız Evharist Âyini bir ibadet olma bakımından hemen hemen tüm Hıristiyan Kiliseleri’nde önemini korumakta ve en temel iki sakramentten biri olma sıfatını taşımaktadır. Kimi kaynaklara başvurarak ve Sen Piyer Kilisesinde yaptığımız röportaj ile destekleyerek sunduğumuz bu çalışmamızın; bu konu hakkında bilgi edinmek isteyenlere faydalı olacağını ümit ediyor, istifadelerine sunuyoruz.