HZ. BİLAL-İ HABEŞİ

Sahabîler, tarih boyunca Müslümanların gönüllerinde de müstesna bir yer
edinmiş, her zaman onlara karşı büyük bir sevgi ve muhabbet beslenmiştir. Bunun en
güzel örnekleri içerisinde Müslümanların, çocuklarına çoğunlukla sahabîlerin
isimlerini vermeleri ve onlar adına güzel işler yapmaları olmuştur. Kuşkusuz Hz.
Peygamber’in ailesi ve yakın çevresinden sonra İslamiyet’i kabul edenlerden Bilal-i
Habeşî’nin konumu ise apayrı olmuştur. Bilal, gözlerini dünyaya köle olarak açmış ve
hayatının neredeyse yarısına yakınını böyle geçirmişti. Ancak, müslümanlığı
tercihiyle birlikte yeni bir hayata adım atmıştı. Allah’ın Elçisi’nin çağrısına sarılması,
kendini toplumun alt kesiminden ayırmış, onu artık hür insanlarla denk bir konuma
yükseltmişti. Yine onun İslamiyet’i kabulü, bu uğurdaki mücadelesi ve ezana hayat
veren sesi, zamana karşı koyarak asırlar boyu varlığını sürdürmüştür. Bilal-i Habeşî,
Müslüman olduktan sonra ölünceye değin Allah’ın Elçisi’nin yanından ayrılmamış,
onunla birlikte hareket etmiş, Mekke döneminde müşriklerin baskı ve eziyetlerine
maruz kalmıştı. Medine döneminde ise İslam’ın ilk müezzini olmuş ve Hz.
Peygamber’in gündelik hayatında nice görevler üstlenerek, onun en yakın
yardımcılardan biri olmuştu. Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ebu Bekir ve Hz.
Ömer’in halifelikleri döneminde de aktif olarak Müslümanlar arasında yer almaya
devam etmiştir. Ne var ki türlü vazifelere rağmen Bilal’in adı anıldığında
zihinlerimizde sadece onun köleliği, işkencelere karşı engin sabrı ve nihayet
müezzinliği canlanmaktadır. Oysa bunların yanı sıra onun hayat mücadelesinde
zikredilmeye değer nice yönleri vardır. Dolayısıyla Bilal’in hayatının, bütün yönlerini
ortaya koymayan bir çerçeve içerisinde anılmasının, ona büyük bir haksızlık olduğu
düşüncesindeyiz.
Prof. Dr. Adnan Demircan ve Prof. Dr. Şaban Öz’in editörlüğünü yaptığı
Peygamberimiz’in İzinde 40 Sahabi projesi kapsamında hazırladığımız bu çalışmada,
temel İslam kaynaklarını kullanarak onu bütün yönleriyle ele almaya çalıştık.
(Asım Sarıkaya, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Siyer-i
Nebî ve İslâm Anabilim Dalı Arş. Gör., İHAM 2015 Mezunu)

RAMAZAN BAYRAMI 2020 (1441)

RAMAZAN BAYRAMI 2020 (1441)

Bayramın üçüncü günü 2009-2017 yılları arasında İlim Hizmet Araştırma Dernegi’nde eğitim alarak mezun olmuş kız öğrencilerimizin ve halihazırda İHAM Akademi’ye devam eden lisans öğrencilerimizin de katılımıyla İHAM ailesi olarak online bağlantı yolu ile bir bayramlaşma geleneği daha ifâ edilmistir.

Dönem hocalarımızdan
Hocalarımızın hocası Ahmet Akın ÇIĞMAN, Prof.Dr. Mustafa KARATAŞ, Prof.Dr.Bekir KUZUDİŞLİ, Dr.Öğr.Görv. Fikret SOYAL, İstanbul Aydın Ünv.Öğr.Görv./Emekli Albay Nevzat Salih GÜVEN, Güngören İstanbul Ticaret Odası K.A.İ.H.L Meslek Dersleri Öğretmeni Mehmet YAĞCI, Pertevniyal Valide Sultan Camii emekli İmam Hatibi Kurra-Hafız Mustafa YILDIRIM, Sofular Molla Hüsrev Camii İmam Hatibi Hüseyin Süme hocamız ve Hanımlar Komisyonu üyelerinin de katılımıyla tebriklesme renklenmiş ve hasbihal derinleşmiştir.

Rabbimiz sosyal mesafelerin olmadığı bayram günlerine tüm İslam Âlemi’ni en kısa sürede eriştirsin.

HAYIRLI BAYRAMLAR…

RAMAZAN BAYRAMI 2020 (1441)

RAMAZAN BAYRAMI 2020 (1441)

1996-2016 yılları arasında Sofular Bıçakçı Alaaddin Camii Derneği ve İlim Hizmet Araştırma Derneği bünyesinde eğitim gören mezun erkek öğrencilerimiz, İHAM Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa KARATAŞ hocamız riyasetinde Ahmet Akın ÇIĞMAN’ın da katılımıyla diğer hocalarımız ve üyelerimiz ile online olarak bayramlaşma geleneğini gerçekleştirmişlerdir.

Bu vesileyle İHAM ailesinin bayramını tebrik eder, tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini niyaz ederiz.

Bayramınız Mübarek Olsun…

AHMET CEVDET PAŞA TERCÜME-İ ŞERİFE

AHMET CEVDET PAŞATERCÜME-İ ŞERİFE

page1image1750080

-Ve Tefsir İlmi Açısından Değeri-

YAZAR: Emine ARMAĞAN

ÇARPIŞAN

EDİTÖR: Prof. Dr. Necmettin

GÖKKIR

DİB YAYINLARI

ANKARA, 2017

451 SAYFA

Tanzimat ve meşrutiyet dönemlerinde yaşayan, bir ilim ve devlet adamı olarak Osmanlı döneminde yarım asırdan fazla bir süre söz sahibi olan, hem resmi görevinin icrasında hem de ilmi çalışmalarıyla dikkat çeken Ahmet Cevdet Paşa; eserleriyle geçmişin bilinmez dehlizlerini aydınlatan ve günümüze hitap eden bir şahsiyettir. Entelektüel kişiliğiyle tanınmış, tarih, hukuk, edebiyat, eğitim, mantık sahalarındaki eserleriyle Osmanlı Devleti’nin kültürel ve siyasi hayatına katkıda bulunmuştur. Kur’an ve tefsir alanında yaptığı çalışmalar da dikkatihaizdir. Zira kendisi ilk Kur’an basımındaki(Şekerzade Mushafı, 1874) önemli rolü veilk Kur’an tarihi eserlerinden sayılan Hülâsatü’l-Beyân fi Te’lîfi’l-Kur’an adlı eseri kaleme alması ile Osmanlı döneminde Kur’an tarihi çalışmalarına ciddi katkılar sunmuştur.

“Ahmet Cevdet Paşa Tercüme-iŞerife ve tefsir ilmi açısından değeri” adlı kitap Cevdet Paşa’nın bugüne kadar sadece adını duyduğumuz, fakat gün yüzüne çıkmamış, tamamlanamamış ve basımı yapılmamış tefsirini okuyucularının istifadesine sunmaktadır. Yazar, 1865-1895 tarihleri arasında telif edilen fakat tamamlanamayan, İlim dünyasının haberdar olmadığı bu eserin tanıtımınıyaparak, tefsir ilmi açısından değerini incelemektedir. Kitapta tarihsel vetanımlayıcı bir yöntemle birlikte eserintespitinde mukayese metodunu takip etmiştir.

Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Ahmet Cevdet Paşa’nın hayatı ve eserleri özlü bir biçimde anlatılarak tefsir ilmine konu olan çalışmaları ayrıca değerlendirilmiştir.

İkinci bölümde Tercüme-i Şerifeisimli eserin Ahmet Cevdet Paşa’ya nispeti elde edilen veriler doğrultusunda değerlendirilmektedir. Eserin şekil,muhteva, kaynak, dil özellikleri, tefsirmetodu ve ulûmu’l-Kur’ân’a ilişkin hususiyetleri incelenmiştir. CevdetPaşa’nın Nesh konusundaki yaklaşımı,esbab-ı nüzullere örnek teşkil edecek tefsir biçimi, ayetlerdeki münasebet, i’caz ve Kur’an kıssalarından dikkati çeken noktalarişlenmiştir.

Kitabın üçüncü bölümündeTercüme-i Şerife’nin transkripsiyonuyapılmakta, ardından eserin Osmanlıcametni müellif nüshasıyla birlikte aktarılmaktadır.

Tercüme-i Şerife’nin sade, akıcı bir üslupla, halkın Kur’an’la ilişkisini artırma vetefsirin geleneksel formunu devam ettirmegayesini gütmekte olduğunu söylemek mümkündür. Zamanında insanların ihtiyacını gözeterek, Kur’an’ın manasını kolaylıkla anlayacakları bir eser telif etmeyiamaçlayan Cevdet Paşa’nın, bu eseriylegünümüz okuyucularına da önemli bir bakış açısı kazandıracağı açıktır.

Yazar, ilim dünyasına önemli bir katkı sunmaya niyet ederek başladığı kitabıyla Tanzimat dönemi tefsirçalışmalarına yeni bir ses getirmeyihedeflemektedir. Bu bağlamda ciddiyansımaları olacağına inandığı eserinin her kesimden okuyucuya hitap eden Kur’ani bir yönünün bulunduğunu düşünmektedir.Tüm eserleri dikkatle incelenen ve çeşitli çalışmalara konu olan bir Osmanlı devlet adamının tefsire bakış açısını ve değerlendirmelerini öğreneceğimiz kitap, okuyucularıyla buluşmayı beklemektedir.

BAŞ SAĞLIĞI

‎إنا لله و إنا اليه راجعون
Ömer Döngeloğlu hocamız vefat etmiştir. 

Kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve şifa diliyoruz. 

Mekanı cennet, makamı âli olsun.

 

“İlim Çin’de de olsa gidip alınız” hadisini tahsil hayatına mihenk taşı yapmış, bir milletvekili evladı olmasına rağmen sahip olduğu tüm imkanlarını geride bırakarak ilim uğrunda nice sıkıntıları göze almış, Konya, Siirt, Batman Tillo, Gevaş, Şam’da ilim tahsil ederek Medine’de ve İstanbul’da hocalık yapmış olan Ahmet Akın ÇIĞMAN hocamız bu gece Kanal 7’de sunulan “Prof.Dr. Mustafa Karataş’la SAHUR VAKTİ” programına canlı telefon bağlantısı yolu ile konuk olmuştur.

1980-1995 yıllarında Mustafa Karataş hocamızın akademik çalışma yaptığı bir dönemde hocamız da kendilerinin rahle-i tedrislerinden geçmişlerdir. Talebeliğinden itibaren 50 yıl boyunca her fırsatta talebe yetiştiren Ahmet Akın ÇIĞMAN hocamız 25 yıl boyunca İHAM’da da hocalık vazifesini aynı gayretle ifa etmiş ve Türkiye’nin dört bir yanında Akademi-MEB-Diyanet ve STK larda görev yapan sadaka-i cariye hükmündeki öğrencileri için her zaman ilham kaynağı olmaya devam edegelmistir. Programın, öğrencileri tarafından da ilgi ve özlemle izlenildiği, sonrasında paylaşılan duygusal mesajlarla ortaya çıkmıştır.

Yaşayan ilim çınarlarından olan tevekkül ve tevazû sahibi hocamızın program sonunda yaptığı duaya hep birlikte “amin” diyor, hocamıza sağlık problemleri sebebiyle acil şifalar, daha nice hayırlı ve uzun ömürler diliyoruz.

İdlib’de gerçekleşen hain saldırı sonucu şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, yaralanan askerlerimize acil şifalar dileriz.

Kanal 7’yi Ziyaret Ettik

İham adına Kanal 7 Koordinatörü, İham Üyemiz ve bağışçımız Zekeriya Karaman Beyi  ziyaret ettik.

Ziyarette Yönetim Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Karataş, Yönetim Kurulu Üyemiz Engin Yılmaz ve İdari İşler Müdürümüz Özgür Koç hazır bulundular.