Menu

İlim Hizmet Araştırma Merkezi

Ahimsa Öğretisi

“Din” ve “inanç sistemi” olgusu insanlık tarihi boyunca literatürde hep baş sıralarda yerini almıştır. Her inanç sisteminin ise kendine özgü bir tanrı, kâinat, ahlak ve hayat anlayışı bulunmakla beraber müntesiplerinin yerine getirmesini istediği emir ve nehiyleri/yasakları bulunmaktadır. Çoğu zaman, bu emir ve yasakların mükâfat veya ceza olarak karşılıkları söz konusudur.

Hemen hemen tüm inanç sistemlerinde insan başta olmak üzere tüm canlıların yaşama haklarına saygı, üzerinde durulan bir konudur. Kimi dinlerde ise tüm kâinat, Yaratıcının eseri olması sebebiyle saygıyı hak etmekte ve buna muhalif bir davranışın mukabilinde ise cezanın söz konusu olacağı belirtilmektedir.

Diğer bir yandan da, kimi inanç sistemlerinde canlılara zarar vermeme ve onları öldürmeme konusunda uyarılar bulunmakla birlikte çelişkili bir şekilde, en azından çelişkili gözükecek şekilde insan ve diğer canlıların hayatlarının sonlandırılmasını veya onlara zarar verilmesini mümkün kılan, buna ruhsat veren ve hatta kimi zaman bunu emreden dînî söylem ve yazıtlar ile karşılaşabilmekteyiz. Bu bağlamda, çelişkinin söz konusu olup olmadığının incelenmesi için her bir inanç sistemi kendi öz referansları ile birlikte tek tek masaya yatırılması gerekmektedir.

Bu yazımızda bizler, özellikle Caynizm olmak üzere, Hinduizm ve Budizm’de de önem arz eden “Ahimsa” öğretisini ele alacağız. İlerleyen satılarda detaylı bilgiler sunacağımız bu öğreti, yukarıda kısaca değindiğimiz üzere, bireyin diğer bireylerle, tabiatla, kısaca ve en genel manada tüm kâinatla olan ilişkisine emir-nehiy suretiyle bir müdahale veya daha anlaşılır bir ifadeyle, mezkûr inanç sistemlerinin bir prensibi olarak değerlendirilebilir.

 

 

KAVRAMSAL BOYUT

“Ahimsa” kavramı, Caynist ve Budist dillerinde geçen Sanskritçe bir kelime olup[1] kaynaklarda çeşitli tanımlarına şahit olmaktayız. Ancak temelde tüm tanımlar birbirlerine yakın manaları ifade etmektedirler.

Kaynaklarda “Ahimsa” kavramı için şu şekilde tanımlar yapılmıştır;

“Canlı varlıklara zarar vermemek”[2],

“Hiç bir canlı varlığı incitmemek”[3],

“Öldürmeyi arzu etmemek”[4],

“Hiç bir şeyi öldürmemek”[5],

“Şiddetin yokluğu”[6],

“Şiddet kullanmakta kaçınmak”[7],

“Hiçbir varlığın yaşamına engel olmamak”[8],

“Canlıları öldürmemek”[9],

“Hiçbir canlıyı yaralamamak ve öldürmemek”[10],

“Mahlûkata eziyet etmemek”[11],

“Yaşamın en küçük zerresine kadar aşırı saygı göstermek ve şiddetten kaçınmak”[12],

“Her çeşit canlı varlıkları öldürmenin ve fena muamele etmenin yasaklanışı”[13],

Kısaca Ahimsa, “hayata saygı” olarak ifade edilmekle birlikte buradaki hayattan kastın sadece insan hayatı olmadığı, bütün ruh sahiplerinin hayatı olduğu vurgulanmaktadır[14].

AHİMSA ÖĞRETİSİ

Ahimsa öğretisi genel çerçevede Hint Dinleri’nde söz konusudur. Tarih boyunca Hint Yarımadası’nda ortaya çıkan ve yayılan dinlere Hint Dinleri denmektedir. Bu dinlerin başında Hint Yarımadası’nın geleneksel dini Hinduizm gelmektedir. Budizm, Caynizm ve bunlara bağlı kollar yine Hint Dinleri kapsamına girmektedir[15].

Ahimsa, Hinduizm, Caynizm ve Budizm dinlerinde tavsiye ve teşvik edilen bir fazilet hareketidir[16]. Genel manada Hindu öğretisinde yer almakla beraber Caynizm etiğinde birinci mevkiyi işgal ettiği görülmektedir. Ancak Caynistler ahimsa öğretisinin mucidi değildirler. Bu öğretinin köklü bir geçmişi bulunmaktadır. Ahimsa, özü itibari ile hayatın Vanaprastha (ormanda ikamet edenler anlamına gelen Vanaprastha, bir brahmanın hayatındaki üçüncü safhadır) ve Samnyasa (brahmanın hayatındaki son safhadır ve bu safhada, aile de dâhil olmak üzere her türlü mülkiyet terk edilir) safhalarının temelini oluşturur. Ancak son tahlilde, Ahimsa’yı temel öğreti yapma şerefi Caynizm’e aittir. Caynistler ahimsa konusunda uzmandırlar[17]. Bu sebeplerden dolayı öncelikle Caynizm’de Ahimsa öğretisini işleyecek ve sonrasında Hinduizm’de ve Budizm’de Ahimsa öğretisine kısaca değineceğiz.

 

 

CAYNİZM & AHİMSA ÖĞRETİSİ

Caynizm[18] M.Ö. VI. yüzyılda Hint Yarımadası’nın kuzeyinde Ganj havzasında yer alan Bihar eyaletinde geleneksel Hindu anlayışındaki kast sistemine ve kanlı kurban törenlerine bir tepki olarak ortaya çıkmış olup[19], adını tenasüh çarkından kurtulanlara verilen isim olan “Jina” kelimesinden almaktadır[20]Jina, Sanskritçe’de “ihtiraslardan kurtulmuş olan, muzaffer, galip” manalarına gelmektedir[21].

Ulaşılabilen kaynaklara göre Caynizm’in kurucusu veya sistemleştiricisi olan Vardhamana Mahavira[22] tahminen M.Ö. 540 yıllarında Hindistan’ın kuzeyinde, bugün itibariyle Bihar eyaletinin başkenti olan Patna şehri yakınlarında Vaisali’de doğdu[23]. Otuzlu yaşlarda ebeveynini kaybedince evinden ve ailesinden ayrılıp uzlete çekilerek nehir kenarında bir ağaç altında yaklaşık on iki/on üç yıl boyunca inziva hayatı yaşadı[24]. Kimi kaynaklara göre, riyazetin, dönemin yaygın bir geleneği olmasının da, Vardhamana’nın uzlete çekilmesinde etkisi bulunmaktadır[25]. Vardhamana, bir süre sonra üzerindeki elbiseyi çıkartıp çıplak olarak yaşamına devam etmeye başladı. Nihayet Samsara’dan kurtulmayı başardı ve kendisine bundan sonra Jina(Muzaffer/Galip)Tirthankara (geçit açan)Mahavira (Kahraman)Bagavat (kemâle ermiş) gibi isimler verildi[26]. Ömrünün kalan kısmında keşfettiği hakikatleri ve kendisinden önceki yirmi üç Tirthankara’nın öğrettiklerini yeniden yorumlayıp öğrencilerine anlatarak geçirdi[27]. Ölümü ile ilgili olarak Avrupalı araştırmacılar başta olmak üzere kimi dinler tarihçileri, M.Ö. 447 veya 467 tarihlerini vermektedirler. Ancak kaynaklarda M.Ö. 527’de ve M.Ö. 540’da[28] Parapuri’de öldüğü rivayeti de yer almaktadır[29]. Öldüğünde yetmişli yaşlarda olduğu tahmin edilmektedir.

Vardhamana’nın ölümünden sonra rahiplerden bir kısmı elbise giymeme adetini terk ettiler. Bu yaklaşımları başta olmak üzere farklı görüş ayrılıkları sonucu bir ikilem oluştu ve Digambara (hava/boşluk giyenler)[30] ile Svetambara (beyaz giyenler)[31] isimlerinde iki ayrı grup/mezhep olarak bölündüler. M.S. I. yüzyılda ise bu ayrışım iyice keskinleşerek nihai bir ayrılık meydana geldi[32].

Caynizm kimi siyasi güçlerin desteğiyle Kuzey Hindistan, Dekkan, Güney Hindistan ve Gucarat’da oldukça fazla sayıda müntesibe ulaşsa da, Budizm’in ve İslâm’ın yayıldığı dönemlerde bu sayı gerilemiştir. Günümüzde ise, Caynistlerin sayısı yaklaşık iki milyon[33] civarındadır[34].

Caynizm, Hint Dinleri bağlamında Hinduizm ve Budizm ile aynı kategoriyi paylaşmakla birlikte[35]; perennial felsefeyi çağrıştıran din anlayışı, Tirthankaraları ve heykelleri etrafında şekillenen ritüelleri, tüm varlıkların ruh sahibi olduğuna inanmaları ve ontolojik görüşleri ile Budizm’den; “Ahimsa, sadece insanlara değil, tüm canlılara karşı uyulması gereken bir yasadır” ve“dünyanın yaratılması, devamı ve yok edilmesinden sorumlu bir tanrı veya tanrısal varlıklar yoktur, ancak insanî sınırlamaların olmadığı, nihaî kurtuluşa ulaşanlara uygun bir tanrısal varlık kategorisi vardır” inançları ile de geleneksel Hinduizm’den farklı bir yapı sergilemektedir[36].

Caynizm’de her bir Caynist’in yerine getirmesi gereken ibadetleri olmakla beraber cemaatin ruhani yönetimi rahip ve rahibelerin elindedir[37]. Hinduizm’in din adamları Brahmanların, ücretle Caynist mabetlerde çalıştığı da görülmektedir[38]. İbadetleri ilahiler söylemek, tefekkür etmek, tövbede bulunmak, mabedlerdeki heykelleri takdis ve tazim etmek, bu heykellere meyve ve sebzelerden kurban sunmak, yanlarına tütsüler koymak, onları yıkamak, yağlamak ve çiçeklerle süslemek olarak sıralanabilir. Yine Parasnath Dağı, Shantrunjaya, Girnar ve Abu gibi Caynizm inanışında önem arz eden dağlara ziyaretler de yapılagelen ibadetler arasında yer almaktadır[39].

Caynizm’in arkaik yapısını öne çıkaran ayırıcı bir özelliği, panpsişizmdir. Buna göre hayvanlar, bitkiler, taşlar, su damlacıkları dâhil olmak üzere tüm varlıklar ruh sahibidirler[40]. Bundan dolayı canlı, cansız, en küçük ve gereksiz şeylere bile sert davranmamak[41], incitici olmamak gerekmektedir.

Hinduizm’de olduğu gibi Caynizm’de de tenasüh (ruh göçü/reenkarnasyon) inanışı bulunmaktadır. Ancak Caynistlere göre bir sonraki sefer dünyadaki durumumuzu bir Tanrı değil, sorunluluğunu doğal yapısından alan neden-sonuç bağımlılığı, nedensellik yasası, yani Hinduların deyimiyle karma yasasıdır[42].

Caynizm’e göre her varlıkta, iki ruhtan oluşan Jiva (Civa) mevcuttur. Nedenselliği dile getiren Karma(n)[43] ise latif olmakla birlikte yine de maddi bir ruh olarak düşünülür. Jiva’ya sızarak ona engel olan Karman, tenasühün kaynağı gibi görünmektedir. Bundan kurtulmanın tek yolu kurallara[44] bağlı yaşamaktır[45].

Varlığa canlılık veren Jiva; insanlar, hayvanlar ve bitkilerle sınırlanmaksızın su, kaya, taş ve toprak gibi nesnelerde de bulunmaktadır ve ahimsa öğretisinin Caynizm’deki şümullülüğünün temelinde bu anlayış yatmaktadır[46].

Caynizm’e göre insan için en faziletli davranış Ahimsa ilkesidir ki bu sayede en temel görevi olan ruhunu ve çevresindeki canlıları geliştirme görevini yerine getirebilecektir[47].

Caynist keşişler ahimsa konusunda çok titizlerdir ve bu nedenle hayata aşırı derecede saygı duymaktadırlar. Öyle ki, böcekleri ezmemek için yürürken önlerini süpürürler, ağızlarına herhangi bir canlının girmesini önlemek için bir bezle kapatırlar, elbiselerini sabah ve akşam dikkatlice silkerler ve hatta kimi Caynistler bir yumurtanın içindeki bir canlıyı dahi öldürmekten sakınırlar. Bundan dolayı da keskin bir vejetaryendirler[48].

Hint Yarımadası’nda ahimsa öğretisinin yaygınlaşmasında Aşoka’nın önemli bir katkısı söz konusudur. Zira Aşoka’nın bu yöndeki çabalarına yazıtlarından şahit olmaktayız.

“Burada (başkent Pataliputra’da) hiçbir canlı öldürülmeyecek, şölen verilmeyecektir. Ama bazı şölenlere izin vardır. Eskiden kralın mutfaklarında hazırlanan yekler için yüz binlerce (yani çok sayıda) hayvan kesilirdi. Bu yazıtın dikildi şu günlerdeyse bazen günde üç hayvan: iki tavus, bir geyik; bazen sadece iki tavus kesilmektedir. Gelecekte bunlar da kesilmeyecektir[49]”.

Ahimsa, bütün kanlı kurbanların kaldırılması ve et yememe gibi bir hedefe sahip olmaktadır[50]. Dolayısıyla kurban amacı ile hayvan kesimini reddeder[51].

Caynizm, kainatı tanrı inancına ayrıcalık tanımadan canlı ve cansız varlıklar olarak ikiye ayırmaktadır[52]. Yaratıcı bir tanrı tasavvuru söz konusu değildir. Kainattaki varoluşun kaynağında altı unsur [Pudgala (maddi unsur), jiva (ruh/canlılık unsuru), akasa (mekan), dharma (hareket) ve adharma (durağanlık/sükûnet) [53]] rol oynamaktadır. Caynistlere göre bizimle beraber tüm varlıkların bulunduğu bu âlem ezeli ve ebedidir. Bundan dolayı diğer dinlerde rastlanabilen kıyamet öğretilerine Caynizm’de yer verilmemektedir[54].

Caynizm züht hayatını ön planda tutan mistik bir felsefeye sahip olup çileci bir hayat tarzını benimser ve öğütler[55]. Dolayısıyla Caynizm keşiş dini olarak da isimlendirilmiştir ki Caynizm’de bu çileli hayatı benimsemeyenlerin, kısacası keşişliği seçmeyen halk için yapacak iş, kurtuluşlarını gelecek yaşamlarına ertelemektir[56]. Bu yönüyle dinler tarihçilerinin ilgisini çekmişlerdir[57].

CAYNİZM’İN BULUNDUĞU YERLER

Caynizm’de milli karakter belirgin olduğundan dolayı Hindistan dışında yaygın değildir. Batı Hindistan ve Uttar Pradesh, Madhya Pradesh Maharasthra eyaletleri müntesiplerinin en fazla olduğu bölgelerdir[58].

Caynistler savundukları ateist ve hümanist anlayışları yanı sıra Kalidas ve Mahatma Gandhi(1868-1948)[59] gibi uluslar arası arenada meşhur edebiyatçılar ve siyasetçilerin destekleri ile dünya kamuoyunda kendilerini tanıtabilmişlerdir[60].

Hindistan’ın kurtuluşu için çaba sarf etmiş olan Mahatma Gandhi, siyasal mücadelesinde Ahimsa metodunu kullanmıştır[61]Ahimsa, Gandhi ile birlikte politik bir tavır, ahlaki bir fazilet olarak her millet tarafından uygulanabilir olarak kendini göstermektedir[62].

Miladi XIII. asırda Caynizm’in gelişimine önemli ölçüde sekte vuran bhakti (Hindu geleneğinde Tanrı’ya teslim olma[63]) düşüncesine rağmen Caynistler varlıklarını halen daha devam ettirmektedirler[64].

Ahimsa öğretisinden dolayı hayvancılık ve tarımcılıktan uzak duran Caynistler ticarete yönelmiş ve günümüze dek süregelen zenginlikleri ile kendilerini göstermişlerdir[65].

HİNDUİZM VE BUDİZM’DE AHİMSA ÖĞRETİSİ

Hinduizm’de insanların yaşına, kast sistemindeki statüsüne bakmaksızın her bireyin yükümlü olduğu görev ve sorumluluklara topluca Sadharana dharmas denilir. Bunların başında ise “hiçbir canlıyı yaralamama-öldürmeme” anlamındaki “Ahimsa Prensibi” gelmektedir[66].

Ahimsa, Hindu şeriatının beş ana faziletinden biri olmakla birlikte Yoga pratiklerindeki beş engellemeden de biridir. Ayrıca Lingayatlar’da da ahimsa bir fazilet olarak karşımıza çıkar. Ancak diğer yandan Shiva, Vishnou, Krishna ve Râma gibi Hindu Tanrıları ahimsa’yı uygulamaya koymamışlardır[67].

Hindular, hayvanların kurban edilmemesinin her zaman tatbik edilemeyeceğine inanırlar zira eski veda metinlerinin uygulandığı dönemlerde hayvanları kurban ediyorlar ve et yiyorlardı. Ayrıca ahimsa’nın Upanişadlar’dan itibaren, gerçek dindarlık faziletleri arasında görülmeye başlandığı ve bu dönemden itibaren hâkimler ve azizler tarafından tatbik edilmeye başlandığı belirtilmektedir[68].

Caynizm, Budizm ile yakın benzerliği sebebiyle çoğu kez onun bir kolu veya farklı bir sürümü olarak addedilmiştir[69]. Ayrıca Caynizm’in kurucusu olan Vardhamana, Budizm’in kurucusu olan Budda ile aynı yüzyılda yaşamış olup Buddha metinlerinde Nataputra (Nataların oğlu) olarak geçmektedir[70].

Kansız Kurbanı benimseyen Budizm, bu bağlamda öncülük görevini üstlenenlerdendir. Zira Hinduizm’deki katı kast sistemine ilave olarak, Hindu din adamları olan Brahmanların çok fazla hayvan kurbanı sunmalarına da şiddetle karşı durmuşlardır[71].

Tasvirlere tapınma noktasında Caynizm ve Budizm benzerlik göstermektedir. Hem Budda’nın hem de Vardhamana’nın tasvirleri aynı niteliktedir. Ancak İslamiyet’in Hindistan’da yayılmaya başlaması ile bazı Caynist kollarında tasvir düşmanlığı boy göstermiştir[72].

Budist öğretisinde de yeri olan Ahimsa sebebiyle bir Budist hiçbir canlıyı incitmemekle yükümlü olmakla beraber et yemez, uyuşturucu ve zehir imal etmez, savaş aletleri üretmez ve zorda kalan, sıkıntıya düşen kimselerin ihtiyacını gidermeye çalışır[73]. Yine Budizm’in ahlak öğretisinin temelini oluşturan beş maddenin birincisi de “öldürmemek”tir ve ahimsa bağlamında değerlendirilir[74]. Pratik olarak bakıldığında ise Budizm’de Negatif (öldürmemek, alkolden kaçınmak, yalan söylememek, vb.)ve Pozitif (merhamet duygusuna sahip olmak, sabırlı olmak, vb.) olmak üzere iki cepheli bir ahlak sistemi söz konusudur[75].

 

 

Sonuç olarak “Ahimsa” öğretisinin Hint Dinleri’nde söz konusu olan bir olgu olarak karşımıza çıktığını söyleyebiliriz. Bu dinlerden, Hinduizm ve Budizm’de kendisini gösteren Ahimsa, Caynizm inanç sisteminde çok büyük önemi haiz olmakla birlikte, etiğinde ise birinci sırada yerini almaktadır. Caynistler bu öğretinin ilk sahibi değillerdir ancak kendi sistemlerinde temel öğreti olarak görmüşler ve diğer dinlere nazaran bu öğretinin gereğini hakkıyla ifa etmeye daha çok gayret göstermişlerdir. Dolayısıyla bu konuda mütehassıslardır da.

Vardhamana’nın, Caynizm’in kurucusu veya sistemleştiricisi olduğuna inanılmakta ve yirmi dördüncü Tirthankara olduğu kabul edilmektedir. Vardhamana, otuzlu yaşlarda tecrübe ettiği yaklaşık on iki yıllık uzlet hayatının sonunda Samsara’dan kurtulmayı başarmış ve hayatının geri kalan kısmını da hem keşfettiği hakikatleri hem de kendisinden önceki yirmi üç Tirthankara’nın yeniden yorumladığı öğretilerini öğrencilerine anlatarak geçirmiştir. Kendisinin ölümünden sonra ise müessisi olduğu Caynizm dininin müntesipleri Digambara (hava/boşluk giyenler) ile Svetambara (beyaz giyenler) olarak ikiye bölünmüşlerdir.

Caynizm’in ayırıcı bir özelliği, panpsişist bir yapıya sahip olmasıdır. Buna göre hayvanlar, bitkiler, taşlar, su damlacıkları dâhil olmak üzere tüm varlıklar ruh sahibidirler ve bundan dolayı canlı cansız ayırt edilmeksizin tüm varlıklara iyi davranılmalı, incitilmemelidir. İşte bu bağlamda insan için en faziletli davranış Ahimsa ilkesidir ki bu sayede en temel görevi olan ruhunu ve çevresindeki canlıları geliştirme görevini yerine getirebilecektir.

Ahimsa öğretisi kısa bir ifade olarak “hayata saygı” demektir. Buradaki hayattan kastedilen ise bütün ruh sahiplerinin hayatıdır ve burada şunu yeniden hatırlamak da fayda vardır; Caynizm’in panpsişist yapısı sebebiyle tüm varlıkların hayat sahibi olduğunu kabul etmektedir. Dolayısıyla Ahimsa, tüm varlıklara saygı göstermek ve onlara zarar vermemek demektir.

Caynizm’in hayat felsefesinde züht en temel kavramlardandır. Bu yönüyle Caynizm bir keşişlik dini olarak ifade edilir. Zira keşişliği tercih etmeyen kimselerin kurtuluşları ancak bir sonraki yaşamlarında mümkün olabilmektedir.

Günümüzde Caynistlerin en yoğun olduğu yerler Batı Hindistan ve Uttar Pradesh, Madhya Pradesh Maharasthra bölgeleridir. Kalidas ve Gandhi gibi ünlü kimseler Caynizm’in dünyada bilinirliliğine katkı sağlamışlardır. Ahimsa öğretisi sebebiyle ticarete yönelen Caynistler, günümüze dek varlıklı halleri ile kendilerini ön plana çıkartmayı başarmışlardır.

Hinduizm ve Budizm’de de Ahimsa öğretisi –Caynizm’de olduğu kadar değilse de– önemli bir konuma sahiptir. Fakat, Hinduizm’deki kimi Tanrılar bu öğretiyi uygulamaya koymamışlardır. Budizm’in, Hinduizm’e nazaran Ahimsa ilkesini daha çok benimsediği görülmektedir.

Diğer yandan Caynizm’in Budizm ve Hinduizm’e olan benzerlikleri noktasında; hayvan kurbanlarını reddetme ve dini öğretide halkın diyalektiğini kullanma gibi konular bağlamında Budizm’i andırmakla birlikte; jiva gibi sürekli varlıkları kabul etme, asketik sertliğin uygulanması gerektiğine inanma ve Nirvana’nın olumlu yorumu gibi konularda ise Hinduzim’e yakın bir tablo çizmektedir.

 

 

 

 


[1] Mehmet Aydın, Ansiklopedik Dinler Sözlüğü, Din Bilimleri Yayınları, Konya, 2005, s. 11.

[2] George Thomas Bettany, Dünya Dinleri Ansiklopedisi, çev: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, I. Baskı, İstanbul, 2005, s. 407.; P. T. Raju ve diğ., Asya Dinleri, çev: Abdullah Davudoğlu, İnkilâb Yayınları, İstanbul, 2002, s. 24, 156 ve 784; Ali Rafet Özkan, Dinlerde Kurban Kültü, Akçağ Yayınları, Ankara, 2003. s. 89.; , Ali İhsan Yitik, “Caynizm”, Yaşayan Dünya Dinleri, edt: Şinasi Gündüz, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, II. Baskı, İstanbul, 2007, s. 357 ve 564.

[3] Ekrem Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, Fakülte Kitabevi, VI. Baskı, Isparta, 2008, s. 180.; Osman Cilâcı,Günümüz Dünya Dinleri, tas: Abdil Aktaş & Yusuf Apaydın, Takav Yayıncılık, III. baskı, Ankara, 2002, s. 138.

[4] Aydın, a.g.e., s. 11.

[5] Ömer Rıza Doğrul, Yeryüzündeki Dinler Tarihi, İnkilâp ve Aka Kitabevleri, III. Baskı, İstanbul, 1963, s. 80.; Günay Tümer & Abdurrahman Küçük, Dinler Tarihi, Ocak Yayınları, III. Baskı, Ankara, 1997, s. 110.

[6] D. S. Sarma, Hint Dini Tarihine Giriş, çev: Fuat Aydın, Ataç Yayınları, İstanbul, 2005, s. 40.

[7] Mehmet Aydın, Dinler Tarihine Giriş, Din Bilimleri Yayınları, III. Baskı, Konya, 2004, s. 79.

[8] Kürşat Demirci, Hinduizm’in Kutsal Metinleri Vedalar, İşaret Yayınları, I. Baskı, İstanbul, 1991, s. 95.

[9] İlhan Güngören, Buda ve Öğretisi, Onur Basımevi, İstanbul, 1981, s. 39 ve 157; Mircea Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi-2, çev: Ali Berktay, Kabalcı Yayınevi, I. Baskı, İstanbul, 2003, s. 98.

[10] Ali İhsan Yitik, “Hinduizm’de Din ve Din Anlayışı”, Dinler Tarihi Araştırmaları II, Dinler Tarihi Derneği Yayınları, I. Baskı, Ankara, 2000, s. 315.

[11] Muhammad ez-Zuhayli, Târîhu’l-Edyân, Dimaşk Üniversitesi Yayınları, VI. Baskı, Suriye, 1994-1995, s. 205.

[12] “Caynacılık” Dinler Tarihi Ansiklopedisi, Ansiklopedi Yayınları, İstanbul, 1999, s. 230, C. I.

[13] Osman Cilâcı, Dinler ve İnsanlar, Tekin Kitabevi, Konya, 1990, s. 235.

[14] Aydın, Ansiklopedik Dinler Sözlüğü, s. 11.

[15] Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, s.155.

[16] Aydın, Ansiklopedik Dinler Sözlüğü, s. 11.

[17] Caynizm öğretmenleri ahimsa bağlamında başkasına zarar vermeyi dört grup içinde tahlil ederler: Tesâdüfî, meslekle ilgili olan, kendini savunma ve kasti yaralama. Ayrıntılı bilgi için bkz: Sarma, Hint Dini Tarihine Giriş, s. 40.

[18] Kaynaklarda “Caynacılık”, “Jainizim”, “Jini Mezhebi” olarak da geçmektedir.

[19] Yitik, “Caynizm”, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 357; Ancak tarihi süreçte Caynistler fiilen kast sınırlamalarına önemli ölçüde boyun eğmişlerdir. Bkz.: Bettany, Dünya Dinleri Ansiklopedisi, s. 408.

[20] Aydın, Ansiklopedik Dinler Sözlüğü, s. 347.

[21] Cilâcı, Dinler ve İnsanlar, s. 234.; Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, s.177.

[22] Caynistlere göre, kendi öğretileri Mahavira ile başlamamaktadır. Zira o, yirmi dördüncü Tirthankara’dır. “Tirthankara”, dünyada huzur ve mutluluk arayan insanlara yardımcı olan, onlara örnek olmak üzere çöküş ve sıkıntı devrelerinde ortaya çıkan ruhani liderlere verilen isimdir.

[23] Yitik, a.g.md., s. 358.; Aydın, a.g.e., s. 347.

[24] Sarıkçıoğlu, a.g.e., s. 177.; Yitik, a.g.md., s. 359.; Doğrul, Yeryüzündeki Dinler Tarihi, s. 79, 80.

[25] Yitik, a.g.md., s. 359.

[26] Sarıkçıoğlu, a.g.e., s.177.

[27] Yitik, a.g.md., s. 359.; Aydın, a.g.e., s. 347.; Vardhamana’nın yeniden yorumladığı sistemini sayıların yönettiği dile getirilmiştir. Zira, üç bilinç ve beş doğru bilgi türünden, yedi ilke veya kategoriden, beş beden türünden, ruhun değerli ya da değersiz olduğunu gösteren altı boya veya renkten, sekiz “karman maddesi” türünden, on dört tinsel vasıf aşamasından söz edilmektedir. Bkz.: Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi-2, s. 98.

[28] Aydın, Dinler Tarihine Giriş, s. 78; Aydın, Ansiklopedik Dinler Sözlüğü, s. 347.

[29] Sarıkçıoğlu, a.g.e., s.177; Yitik, “Caynizm”, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 359.

[30] Digambara mezhebi Svetambara mezhebinin Siddhanta isimli kitabını apokrif (gayri sahih) sayarak kabul etmezler. Zira onlar için kutsal ve makbul eser Vedalar’dır. Bkz.: Sarıkçıoğlu, a.g.e., s. 176, 177.; Demirci, Hinduizm’in Kutsal Metinleri Vedalar.

[31] Bu gruba (Svetambara) göre aslolan vücudun çıplak olmasıdır. Tam çıplaklığa uymayanların ise nihai kurtuluşa erişemeyeceğini savunmakta ve dolayısıyla kadınların da tam kurtuluşa erişemeyeceklerine inanmaktadırlar. Bkz.: Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi-2, s. 263.

[32] Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, s.177; Diğer bir görüşe göre bu keskin ayrılış M.Ö. 77 yılında yaşandı. Bkz: Eliade, a.g.e., s. 263.

[33] Caynistlerin günümüzdeki sayısı hakkında farklı görüşler de mevcuttur; 1,5 milyon, bkz.: Eliade, a.g.e., s. 266.; 3 milyon, bkz.: Aydın, Dinler Tarihine Giriş, s. 79.; 4 milyon, bkz.: “Caynacılık” Dinler Tarihi Ansiklopedisi, s. 230, C.I.

[34] Sarıkçıoğlu, a.g.e., s. 177.

[35] Sarıkçıoğlu, a.g.e., s. 155.

[36] Yitik, a.g.md., s. 358.; Ancak diğer yandan bazı Caynaların –BhayronHanuman ve Ganesha gibi- Hindu Tanrılarına da dua ettiği belirtilmektedir. Bkz.: Sarıkçıoğlu, a.g.e., s.180.

[37] Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, s.180.

[38] Tümer & Küçük, Dinler Tarihi, s. 111.

[39] Sarıkçıoğlu, a.g.e., s.180.

[40] Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi-2, s. 98.; Bettany, Dünya Dinleri Ansiklopedisi, s. 408.

[41] “Caynacılık” Dinler Tarihi Ansiklopedisi, s. 230.; Yitik, “Caynizm”, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 357.

[42] Güngören, Buda ve Öğretisi, s. 38.

[43] Ayrıntılı bilgi için bkz.: Aydın, Ansiklopedik Dinler Sözlüğü, “Karman” maddesi, s. 361.; Gündüz (edt), Yaşayan Dünya Dinleri, s. 366, 367 ve 571.; Demirci, Hinduizm’in Kutsal Metinleri Vedalar, s. 96.

[44] 12 Kural: Et, bal, meyve yememek, şarap içmemek; şiddete, yalana, hırsızlığa başvurmamak; karısına iyi davranmak, az mülk edinmek, hareket alanını dar tutmak, cezalardan kaçınmak, eğlenceden uzak durmak, ağırbaşlı olmak, oruç tutmak, keşişlere ve başkalarına hediyeler vermek, fiziksel nedenlerle yeminlere uymayacak duruma gelindiğinde kendini aç bırakarak (samlekhana) rıza ile ölüme gitmek. Bkz: Aydın, Ansiklopedik Dinler Sözlüğü, s. 348.

[45] Aydın, a.g.e., s. 348.

[46] Yitik, “Caynizm”, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 364.

[47] Aydın, Ansiklopedik Dinler Sözlüğü, s. 348.

[48] Yitik, a.g.md., s. 364.; Aydın, a.g.e., s. 11.

[49] Kemal Çağdaş, Reformcu Yönleri İle Buddha ve Aşoka, Doğu Dilleri, Sayı 4, s. 77, C.I., aktaran, Güngören, Buda ve Öğretisi, s. 158.

[50] Aydın, a.g.e., s. 11.

[51] a.y., s. 347.

[52] a.y., s. 348.

[53] Yitik, “Hinduizm’de Din ve Din Anlayışı”, Dinler Tarihi Araştırmaları II, s. 317.

[54] Yitik, “Caynizm”, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 364.

[55] Aydın, Ansiklopedik Dinler Sözlüğü, s. 347.

[56] Güngören, Buda ve Öğretisi, s. 39.

[57] Yitik, a.g.md., s. 357.

[58] Aydın, a.g.e., s. 347.

[59] Ayrıntılı bilgi için bkz.: Ali İhsan Yitik, “Hinduizm’in Diğer Dinlere Bakışı”, Dinler Tarihi Araştırmaları I., s. 141-143.

[60] Yitik, “Caynizm”, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 357.

[61] Aydın, a.g.e., s. 349.

[62] Raju ve diğ., Asya Dinleri, s. 156,157; Aydın, a.g.e., s. 11.

[63] Gündüz (edt.), Yaşayan Dünya Dinleri , s. 566.

[64] Ayrıntılı bilgi için bkz.: Yitik, “Hinduizm”, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 284-285.

[65] Aydın, Ansiklopedik Dinler Sözlüğü, s. 347.

[66] Yitik, “Hinduizm’de Din ve Din Anlayışı”, Dinler Tarihi Araştırmaları II, s. 315. Sadharan dharas prensipleri ahimsa ile birlikte; satya (doğruluktan ayrılmama), asteya ( hırsızlıktan kaçınma), brahmacharya (zinaya yaklaşmama), aparigraha(dünya malına tamah etmeme) olmak üzere beş adettir.; ayrıca bkz: Aydın, Dinler Tarihine Giriş , s. 79; Cilâcı, Dinler ve İnsanlar, s. 235.; Güngören, Buda ve Öğretisi, s. 39.

[67] Aydın, Ansiklopedik Dinler Sözlüğü, s. 11.

[68] a.y., s. 11.

[69] Yitik, “Caynizm”, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 357-358.

[70] Aydın, a.g.e., s. 347.

[71] Özkan, Dinlerde Kurban Kültü, s. 89.

[72] Aydın, Ansiklopedik Dinler Sözlüğü, s. 349.

[73] Cilâcı, Dinler ve İnsanlar, s. 138.

[74] a.y., s. 137.

[75] a.y., s. 235 ve 236.