Menu

İlim Hizmet Araştırma Merkezi

Ürdün ve Dil Eğitimi

Ürdün’e eğitim amacıyla gitmek isteyenler çeşitli yollar ve vesileler bulmaktadırlar; M.E.B. dil bursuyla gidenlerin yanı sıra bugün YÖK bursuyla akademisyenler,  Ürdün’de çalışma yapma fırsatı bulabilmektedirler. Bu iki yolun dışında kendi imkânlarıyla Ürdün’e ulaşanların da sayısının az olmadığını ifade etmek gerekir. Yine son yıllarda Türkiye’de bu alanda çalışma yapan ve öğrencilerine bu anlamda katkıda bulunmak isteyen pek çok vakıf ve dernek de özellikle tatil dönemlerinde Ürdün’ü tercih etmektedirler.

Ürdün ile diğer Arap ülkelerini karşılaştırdığımızda öncelikle ifade etmemiz gereken,  Ortadoğu ülkeleri içinde bir karışıklık ve kargaşa söz konusu iken bu konularda Ürdün’ün daha rahat bir konumda olmasıdır. Ayrıca en uzun İsrail sınırına sahip olmasına rağmen İsrail ile ilişkileri daha iyi ve hatta İsrail’in elçiliğinin bulunduğu iki Arap ülkesinden birisidir.

Yaklaşık yedi milyon nüfusu olan Ürdün’de üç buçuk milyon civarında Filistinli, ve son yıllarda Irak’tan gelen iki milyon Irak’lının yaşadığı tahmin edilmektedir. Bu şekildeki demografik yapısına rağmen güvenlik ve emniyet açısından oldukça iyi bir seviyeyi yakalayan Ürdün, özellikle kız öğrenciler için tercih edilen bir ülke konumundadır. Bu duruma uygun olarak Avrupa ve Amerikalı pek çok ülkeden gelen öğrenciler Arap ülkeleri arasında daha çok Ürdün’ü tercih etmekte, Ürdün’de de başkent Amman’daki Merkezu’l-Luga’ya daha fazla rağbet göstermektedirler. Türkiye’den çeşitli yollarla gidenlerin de önemli bir kısmının tercih ettiği Merkezu’l-Luga ile birlikte Üniversite dışında pek çok merkezin açtığı kurslar mevcuttur. Ancak burada Merkezu’l-Luga’nın kız öğrenciler için bir artısını zikretmek gerekir. Merkezu’l-Luga’nın Amman Üniversitesi “Yabancı Diller” bölümü bünyesinde olması sebebiyle, kız öğrenciler kampus içindeki üniversitenin kız yurtlarını oldukça ekonomik rakamlarla kullanabilmektedirler.

Ekonomik hayat açısından bakarsak Ürdün’ün Suriye ve Mısır’dan daha pahalı bir ülke olduğunu söylemek mümkündür. Bu yönüyle İstanbul’a benziyor aslında. Amerika’nın Irak’ı işgalinden itibaren iki milyon Iraklının geldiği söyleniyor. Bu durumun kira ve ev fiyatları başta olmak üzere ekonomik hayat üzerinde olumsuz yönde ciddi etkileri olmuştur.

Ülkemizden bu ülkeye Arapça amacıyla gitmek isteyenlerin başında M.E.B dil bursuyla eğitim imkanı bulanları saymak gerekir. Bu yolla Ürdün’e gidenler için kursla ilgili bazı hususları ifade etmek faydalı olacaktır. Bilindiği gibi, Ülkeler arasında kültür antlaşmaları yapılmakta, bu çerçevede karşılıklı olarak her iki ülkeden öğrenciler yaklaşık 1 yıl süreyle dil kursundan ücretsiz olarak yararlanmakta ve bu vesileyle ücretsiz oturum alabilmektedirler. Yine bu kapsamda, daha önce ifade edildiği gibi, öğrenci yurtlarından bazı avantajlar elde edilebilmektedir. Söz konusu bu burslar her yıl Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ilan edilmektedir. Ürdün’ün yanı sıra Ortadoğu ve Avrupa’dan pek çok ülke Milli Eğitimin yurt dışı bursları kapsamında değerlendirilmektedir. Dolayısıyla bu yurt dışı burslarıyla ilgili Yunanistan, İsrail, İsveç gibi ülkelerle birlikte Arap ülkeleri de bu antlaşmanın kapsamına dahildir. Arap ülkeleri arasında en çok tercih edilenler Ürdün, Mısır, Tunus ve Kuveyt’tir. Bunlar arasında en çok öne çıkan ülke ise Ürdün’dür.

Türkiye ile Ürdün arasındaki antlaşmaya göre karşılıklı olarak gönderilen öğrenci sayısı 2007 yılına kadar on beş iken, bu tarihten itibaren bu sayı 45’e çıkarılarak üç ayrı şehirde yer alan üniversitelere dağıtılmaktadır. Bunlar, on beşi Amman’daki Ürdüniyye Üniversitesi’nde (The University of Jordan), ikinci on beş kişi Suriye sınırına yakın Mafrak şehrindeki Ali Beyt Üniversitesi’nde, on beş öğrenci de Amman’a yaklaşık 1 saatlik mesafede bulunan İrbid şehrindeki Yarmuk Üniversitesi’nde (Yarmouk University) kurs görme imkanı bulmaktadırlar.

Dil Merkezi’ndeki öğrencilerin önemli bir kısmı, Ürdün hükümeti tarafından verilen bursla bu kursta öğrenim görmektedirler. Bu yolla gelen öğrenciler arasında asker kökenliler, diplomatlar, akademik çalışma yapanlar ve daha başka alanlardan insanlar yer almaktadırlar. Bunun yanında merkeze kendi imkanlarıyla gelerek Arapça eğitimi alanlar da az değildir. Her dönem toplam 6 temel seviyeden oluşan dil merkezinin programında, her seviye 16 hafta süreyle haftada 20 saat/ders olarak gerçekleşmektedir. Dil merkezine kayıttan sonra girilen seviye tespit sınavı sonucunda uygun bir seviyeden başlamak mümkündür. Gündelik hayatta sıkça ihtiyaç duyulan modern Arapçayı esas alan ders programıyla okuma, yazma, konuşma ve dinleme becerilerini geliştirmek hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra Arap kültürünün öne çıkan değer ve unsurlarının öğrenciye verilmesi amacı da güdülmektedir .Talep doğrultusunda kurstaki her öğrenciye Ürdün Üniversitesi’nde okuyan Ürdün’lü öğrencilerden bir partner verilmektedir. Bu bağlamda Arap öğrenciler, sık sık derslere girmekte ve öğrencilerin daha rahat adapte olmaları sağlanmaktadır. Modern Arapça eğitimine ağırlık veren merkez, okuma yeteneğinin kazanılmasında gazete ve televizyon diline önem vermekte, bu bağlamda Ürdün’de ve Arap dünyasında yayınlanan günlük gazetelerden ve dergilerden metinler seçilmektedir. Tabi burada, Türkiye’den gidenlerin dil ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilgili olarak şu durumu da tespit etmek gerekiyor. Ülkemizde uzun yıllardan beri Arapça öğrenimi İslâmi ilimlerle ilgilenenlerin uğraştığı bir alan olarak devam etmekteydi. Ancak son yıllarda ekonomik ve ticari bazı bağlantıların olması ve bu anlamda bir takım gelişmelerin meydana gelmesiyle Modern Arapça’ya duyulan ihtiyacın oranı da değişmiş oldu. Buna göre modern Arapça açısından bir Arap ülkesinde bulunmanın katkıları inkâr edilemeyecek bir gerçektir. Yine İslâmi ilimlerle iştigâl edenlerin bir Arap ülkesinde bulunmaları ve oradaki ilmi havayı teneffüs etmeleri kendi düzeni içinde tamamlayıcı bir unsur olacaktır.

Amman’daki Dil Merkezi’nde Arapça eğitiminin yanı sıra bazı kültürel faaliyetler de yapılmaktadır. Bu bağlamda Ürdün’ün tarihi, turistik ve kültürel mekânlarına haftalık geziler düzenlenmektedir. Akabe, Petra, Vadi’r -Ram,  Ceraş,  Aclun,  Madaba,  Bahru’l- Meyyit ( Lut Gölü) ,  Ümmü’l-Kays,  İrbit gibi yerler Ürdün açısından tarihi ve dini öneme sahip mekânlar arasındadır.

Yurtlar açısından Ürdün’de Türkiye’deki yurt sistemine rastlamak mümkün değildir. Zira yurtlarda yemek servisi bulunmamaktadır. Ayrıca elektrik, su, telefon ve internet faturaları da öğrenciye aittir.

Olumsuz gibi görünen bu durumlara rağmen Ürdün öncelikle Arapça için tercih edilmelidir. Zira Arap ülkelerinin her birinde çeşitli sorunların yaşandığı dikkate alınırsa, -burada sadece Arap baharından kaynaklanan isyanları ve kargaşayı kastetmiyoruz- Ürdün bu anlamda tercih noktasında bir adım daha önde sayılabilir. Burada halk Fasîh Arapça konuşabilmekte ve genellikle yabancıların fusha konuşmaları yadırganmamaktadır. Okumuş aydın insanlardan ziyade inançlı insanların özellikle Kur’an okuyanların yani dînî metinlerle iştigal edenlerin Fasîh Arapça’yı daha rahat konuştuklarına şahit oluyoruz.  Ayrıca bu ülke, ticari taksilerde yabancı olmaktan kaynaklanan bir korku ve endişe taşımanıza gerek kalmayacak kadar rahatlık sunmaktadır.

Bir de bizdeki İlahiyat Fakültesinin karşılığı olarak Şeriat Fakültesi’ni değerlendirelim. Ürdün Üniversitesi Şeriat Fakülte’si Usulü’d-Dîn ve Fıkıh olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Usulü’d-Dîn bölümünde Tefsir, Kelam ve Hadis gibi branşlar bulunmaktadır. Lisans ve Lisansüstü programları olan bu fakültenin lisansüstü derslerinden bazılarına iştirak etme fırsatımız oldu. Halk dili olan Ammîce lisans ve lisansüstü eğitimlerde de kullanılmaktadır. Birkaç ay geçtikten sonra, halk dilinin çok zor olmadığını ve kendi içinde bir mantığının bulunduğunu anlamak da çok zor olmamaktadır. Böylece eğitimde de kullanılan dili anlamak mümkün olmaktadır. Öte yandan sayıları az da olsa, bazı üniversite hocaları ve entellektüel insanlar var ki, bunlar çocuklarıyla konuşurken dahi Fasîh Arapça’dan vazgeçmemektedirler.

Genel olarak Arap ülkeleri ve Ürdün’deki Arapça eğitimi ile Türkiye’deki Arapça eğitimini karşılaştıracak olursak, Türkiye’de bizim Arapçayı öğrenirken dilin sahibi olan Araplardan gramer yönüyle daha fazla çabaladığımızı görüyoruz. Öyle ki, gramer konusunda Araplardan daha iyi olduğumuzu söylememiz hiç de abartı sayılmaz. Zira Türkiye’de Arapça okumuş bazı arkadaşlar zaman zaman kurstaki hocaların eksikliklerini bulabiliyorlardı. Bundan dolayı burada Türklere gramer okutulmaz diye espriler de yapılır. Ancak muhâdese/konuşma ve kitabe/yazma derslerinde bizler bir o kadar eksik kalıyoruz. Doğrusu Türkiye’de Arapça öğretiminde bu kadar gramer yerine biraz daha metin ağırlıklı programlar geliştirmemiz gerekiyor.

Netice olarak, yurtdışına çıkmanın insana ufuk açısından kattıklarının ve kazandırdıklarının olduğunu öncelikle dikkate almamız gerekiyor. Güvenlik açısından daha iyi bir konumda olan Ürdün, modernlik ve şehir düzeni açısından da tercih edilebilir bir ülkedir. Yaz döneminde ise ayrıca, serin havasından dolayı değerlendirilmeyi hak etmektedir, Ürdün.

dua namaz